İMAM_I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN HAYATI  

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Eshab-ı kiramın büyüklerinden. Peygamberimiz (SAV) Efendimiz’in damadı ve dördüncü halifesidir. Peygamberimizin (SAV) amcası Ebu Talib'in oğludur. Künyesi "Ebul Hüseyin"dir. Bir künyesi de Peygamberimizin (SAV) iltifat buyurarak söylediği "Ebu Türab"dır. Hiç puta tapmadan müslüman olduğu için "Kerremallahü Vechehu", kahramanlığı ve çok cesur olmasından dolayı "Kerrar", "Esedallahül Galib" lakabları verilmiştir. Ayrıca takdiri ilâhiyeye gösterdiği tam rızadan dolayı da kendisine "Mürteza" denilmiştir.Ali (KV) Hz.leri Resûl-i Ekrem’in (SAV) sevgili arkadaşı ve Zülfikâr kılıcının sahibidir. Âkil, Kâmil ve muhakkiktir. Kevser şerbetinin dağıtıcısıdır.

 

Şehidlerin önde geleni ve Ashabın cevheridir. Hz. Fatıma (RA) annemizin eşidir. Fatime binti Esed, öksüz kalan Muhammed (SAV) Efendimizi şefkat ve muhabbetle bağrına basmış, bir gece rüyasında evinin nur ile dolduğunu Kabe etrafındaki dağların Kabe'ye secde edercesine eğilir gibi olduğunu görmüş ve bir aslanın doğduğunu müşahade etmişti. Nebiler Nebisi (SAV) Fatime’ye: “Ey anne! Yüzünde bir değişme görüyorum, halin nasıldır?”, diye sordu. O da: “Oğlum biraz rahatsızım. Zira hamileyim.”, diye yanıt verdi.  Bu sefer Resül Efendimiz (SAV): “Anne; doğacak çocuk erkek olursa bana bağışlar mısın?”, diye sorunca Fatime: “Vallahi bu doğacak çocuğu sana nezreyledim”, buyurdu. Âlemlerin Efendisi doğacak çocuğun salimen doğması için Yüce Allah (CC) Hz.leri’ne dua etti. Nihayet 9 ay tamam olunca Fatime binti Esed Kâbeyi tavaf ederken sancısı tuttu. Beytullah'ın içinde İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ni dünyaya getirdi.

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin alnının nuru ayan oldu. Âlemlerin Efendisi (SAV) annesine: “Adını ne koymak istersiniz?” diye sorunca, herkes fikrini beyan eyledi. Nebiler Nebisi Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: “Benim niyetim bu çocuğun adını Ali koymaktır. Zira Allah-ü Teâlâ Hz.leri de buna Ali dedi.” Bunun üzerine O’na Ali ismini koydular. Âlemlerin efendisi (SAV) İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ni yıkadı. Sağını yıkarken soluna, solunu yıkarken sağına dönderdi. Nebiler nebisinin gözleri yaşardı. Fatime binti Esed sordu: “Oğlum niye ağlıyorsun?” Âlemlerin efendisi: “Muhterem anneciğim! Bu çocuğu doğduğu gün ben gaslediyorum (yıkıyorum), o da beni ömrümün nihayetinde gasledecek (yıkayacak). Bu gözümün önüne geldi.” dedi.

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri günden güne gürbüzleşip büyüdü. Beş yaşından itibaren nebiler nebisi ile yaşamış Resûli Ekrem’in (SAV) talim ve terbiyesinde yetişmiş, O yüce irfan hazinesinin feyzin den kana kana içmiştir. Çocuklar arasında ilk defa Muhammed Aleyhisselam’ın (SAV) Peygamberliğini tasdik edenlerdendir.

Güzel ahlâkın canlı timsali idi. "Allah'ın Arslanı" diye tanınmıştı. Şecaati, metaneti, cesareti eşsizdi. Hiçbir vakit haddi aşmazdı. Hayatının sonuna kadar Hz. Resul’ün (SAV) yanından hiçbir surette ayrılmamış, daima meclislerinde bulunmuş, onu can kulağı ile dinlemiştir. Küçük yaşta müslüman olmuş ve Nebiyyi Zişan’ın (SAV) yüksek nazarına, muhabbetine mazhar olduğundan dolayı kendisinde harikulade meziyetler tecelli edip durmuş, Resul-i Ekrem’in (SAV) ilmen ve ahlaken varisi olmuştur.[1]

Resûl-i Ekrem (SAV): Ali benden, ben de Ali'denim.” buyurmuştur. Allah-ü Teâlâ Hz.leri hilafeti İmam-ı Ali (KV) Hz.leri ile tamamlamıştır. Bütün Sahabenin bahadırı ve alimi İmam-ı Ali (KV) Hz.leri olduğunda ulema ittifak etmişlerdir.

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne ve ona benzeyenlere indiği rivayet edilen Ayet-i Kerimelerinde Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyurmaktadır: “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayra harcayan kimseler var ya, işte onların Rableri katında ecirleri (mükâfatlan) vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”[2]

“İşle bu sevabtır ki, Allah’a (CC) iman edip salih ameller işleyen kullarını (onunla) müjdeliyor.”[3]


[1] İslam Ansiklopedisi 1.Cilt S. 103,104

[2] El-Bakara S. A.274

[3] Eş-Şura S. A.23

                                                        İMAM-I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN TARİKATI  TELKİN  ALMASI

 

Âlemlerin fahri ebedisi (SAV) vahye intizar etti. Bu intizar üzerine Cebrail (AS) inip üç kere bu Kelime-i Tevhidi (LAİLAHEİLLALLAH) (SAV) Efendimize telkin buyurdu. Hz. Peygamber’den tariklerin en efdalini ve en kolayını en önce temenni eden İmam-ı Ali (KV) Hz.leri olmuştur. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri talepde bulununca Cebrail (AS)'ın telkin eylediği şekilde Hz. Peygamber de (SAV) aşikare (cehri) Kelime-i Tevhidi (LAİLAHEİLLALLAH) Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne telkin etti. Sonra Sahabe-i Kiram (RA) Efendilerimizin yanına gelip hepsine aynı veçhile Kelime-i Tevhidi telkin etliler.[1]

1] Zikir Makamları, S. 14

                        HZ. RESUL (SAV) EFENDİMİZ'İN İMAM_I ALİ (KV) HZ.LERİ'NE VASİYYETİ

 

“Ey Allah (CC) Hz.leri’nin arslanı olan Ali! Şecaat ve kuvvetine sığınma, seni yoldan şaşırtmayacak bir aklı kâmilin eteğine sarıl. Onun gölgesi altında yürümekle Peygamberlere varis ol, kıyamete kadar o aklı kâmilin evsafını sana söylesem bitmez. Çünkü onun vasfı, namütenahi olan Allah'ın (CC) vasfı demektir. Ey Ali! Aklı Kâmilin gösterdiği yoldan sakın dışarı çıkma. Çünkü onun yolu Allah (CC) Hz.leri’ne vuslat yoludur. Her kim ki, aklı kâmilin gösterdiği yoldan sapar, kendince yaptığı taata itimat gösterirse, Allah CC) Hz.leri’nin kahr ve gazabına kendini teslim etmiş olur. Ey Ali (KV)! Sen kendine, kendi ilmine, kendi büyüklüğüne güvenmeyip, koca Ulül-Azim Musa’nın (AS), Hızır’a (AS) tabi olduğu gibi, Akl-ı Kâmile himmet ve itaatla ondan istifadeye çalış.

 

 

 

Ey Ali (KV)! Zatım zatı hakta, sıfatını sıfatı hakda, efalini efali hakda fani kılmak üzere aklı kâmile sarıl. Ona mubayaa eden kimse, Allah CC) Hz.leri’ne bayaa etmiş olur.”[1]

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Nebiler Nebisi’ne (SAV): “Ya Resûlallah! Beni Allah'a (CC) ve yolların en yakınına ve en kolayına ve Allah (CC) yanında en efdali olanına delalet et.” dedi. Resûl-i ekrem Efendimiz de (SAV): “Benim ve benden önceki Peygamberlerin söylediklerimizin efdali "Lailaheillallah"dır. Ya Ali yanıma otur, dizini dizime getir. İki gözünü kapat ve benden üç kere dinle ve sonra sen üç kere söyle, ben dinleyeyim.” buyurdu. Sonra Peygamberimiz (SAV) gözlerini kapatıp yüksek sesle üç kere "Lailaheillallah" dedi. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri dinledi. Sonra İmam-ı Ali (KV) Hz.leri O’nun gibi söyledi. Resûlüllah Efendimiz (SAV) dinledi. İşte zikir telkininde İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne aşikare, (Kadiri Saliklerinin silsilesinin birinci İmamına) zikri telkin etti.[2]

Görüldüğü gibi bizzat Efendimiz İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne bu şekilde zikir telkin etmiştir. Yine imamı İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Nebiler Nebisi’ne (SAV) sordu: “Ya Resülüllah! Allah (CC) Hz.leri’ne yolların hangisi en yakındır ve kullara en kolay ve Allah (CC) Hz.leri’nin yanında en efdali hangisidir?” Resulullah (SAV) Efendimiz cevaben buyurdu: “Ya Ali! Halvetlerde yani tenhalıklarda Allah-ü Teâlâ Hz.leri’nin zikrine devam etmeyi sana tavsiye ederim.[3]

İşte telkin hakkında varid olan hadisi serif ve rivayetler mezkur şekilde cereyan etmiş olmakla beraber Emirülmü'min İmam-ı Ali (KV) Hz.leri zikir ve tarikat kapılarını açmış bulunuyor.[4]

Nebiler nebisi Efendimiz (SAV) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurur: “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısı ve kapıcısıdır.”[5]

Tasavvufun yayılma suretine ve on iki tarikatın açılma sebebine gelince Sufiyye Efendilerimiz (Allah (CC) Hz.leri sırlarını takdis etsin) beyan ve izah etmek üzere buyuruyorlar ki, Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz talim ve telkin hususunda Cenab-ı Zülcelal Hz.leri’ne vaki olan arzı niyazı üzerine emri Sübhani şöyle varid oldu: “Habib-i Zişanın cariyarından her birinin tecelli ve istidatlarına (mizaçları yaratılış kabiliyetleri) göre talim ve telkini zikrediniz ki feyziyab olalar” ve hakikatte cariyarın her birine başka bir surette telkin buyurularak ikmali seyri Sülük eylemişlerdir. Diğer sahabe-i Kiram (Allah onlardan razı olsun) aynı veçhile tekmili süluk edip Kemal bulmuşlardır. On iki İmam’a gelince, bunlardan dördü Ebubekir Sıddık (RA) Hz.leri’nin yolundan ve sekizi de İmam-ı Hüseyin (Şah Şehidi Kerbela’nın) tarikatinden Seyri Sülük görmüşlerse de her birisi tecelliyatı Sübhaniyyeye mazhar olup saliklerine ol veçhile talim ve telkin buyurduklarından on iki tarik zuhura gelmiştir. Binaenaleyh bunlardan başka olanlar bunlardan ayrılıp bunların kolları, şubeleri meydana gelmiştir. Fakat ta Hz. Pir Gavsul Azam Piri Geylani (Allah cc. Hz.leri sırrım takdis eylesin) Efendimiz’e gelinceye kadar ekser tarikler on iki İmam’ın tariklerinden ziyade Nebiler Nebisi’nin (SAV) tarikleriyle Seyrü Sülük edegelmislerdir.[6]

Alemlerin Efendisi (SAV) mümine hatunların şefaatçisi cennet gençlerinin efendilerinin nur annesi Fatımatüzzehra (RA) Hz.leri’ni İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne nikahladığı zaman Fatımatüzzehra (RA) Hz.leri pederi nebiler nebisine buyurdu ki: “Beni hiçbir nesnesi olmayan fakir bir kimseye nikahladın.” Nebiler Nebisi (SAV) buyuruyorlar ki: “Ya Falıma! Sen erine razı olmazmısın? Şunu iyi bil ki, Allah-ü Tebareke ve Teâlâ Hz.leri yer ehlinden ancak iki kimseyi ihtiyar etti. Birisi senin babandır, birisi de senin erindir.” Zira İmam-ı Ali (KV) Hz.leri silsilenin Nebiler Nebisi’nden (SAV) sonra Birinci İmamı ve velisidir. Fil hakika İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin faziletleri hakkında birçok hadis vardır.

İlmin kapısı ve kapıcısı çeşitli gazvelere katıldı ve nice zaferler elde etti. Nebiler Nebisi’nin (SAV) irtihaline kadar hiç yanından ayrılmadı. Nice yüz bin nasipsiz kâfir ve münafıkların kellesini vurdu. Nice hikmet incileri devşiren Cenab-ı Resûlüllah (SAV) Efendimiz’in nurlu yoluna çok büyük hizmetler eden İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin nihayet şu köhne dünyadan gitme, göç etme zamanı gelmiştir.


[1] T. Ahlk. 2.Cilt S. 299-300.

[2] Yusufil Kürani  ve diğer sahabenin sahih sanet ile rivayet ellikleri Hadisi Şerif , Buhari ve Müslim

[3] Kitab-ül Kalad’ül Cevahir Fi Menakibi Şeyh Abdulkadir S. 17

[4] Şarani El Envarül Kudsiyye

[5] Taberani El Mücemul kebirde İbn Abbas’dan Tirmizi ve Ebu Nuaym de Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nden rivayet etmişlerdir. Keşfül Hafa 1203

[6] Zikir Makamları  S. 16.

                                                    İMAM_I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN ŞEHADETİ

Şehadeti: Hicri: 40. Miladi: 642

İbn-i Mülcem hediye yolu ile İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne kılıcı sundukta İmam-ı Ali (KV) Hz.leri kabul etmedi. İbni Mülcem: “Niye kabul etmedin?” diye sorduğunda İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Ey İbn-i Mülcem! Senden bu kılıcı almak nasıl mümkün olur ki? Senin muradın bu kılıçla hasıl olacak ve beni bu kılıçla öldüreceksin.” diye yanıt verdiğinde İbn-i Mülcem: “Haşaki hazretinize karşı nasıl yaparım?” deyip titremeye başladı. “Ey Emirel müminin! elimi kessinler ki benden sana, zarar gelmesin”. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri cevap verdi: “Suç işlemeden evvel kısas yapılmaz.”

 

 

 

Nihayet Kuttame’nin büyük vaadlerine kapılan İbn-i Mülcem, “Bu galiba bir kader işidir” diye İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ni öldürmeyi kabul edip fırsat kollamaya başlar. Zira İmam-ı Ali (KV) Hz.leri namaz kılarken kendinden geçiyor, onun için İbn-i Mülcem namazda iken fırsat kolluyordu. Nihayet Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri mescide geldi ve namazla meşgul oldu. İbn-i Mülcem fırsat bulup birinci secdeden baş kaldırmadan mübarek başına zehirli kılıcıyla vurdu. Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri bu darbeyi alınca “Kabe'nin sahibi hakkı için gamdan kurtuldum” dedi. Bahtsız İbn-i Mülcem firar etti. Nihayet yakaladılar. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Sebep ne idi, evlatlarımı yetim bırakıp keder eriştirdin?” diye sordu. İbn-i Mülcem: “Ya Emir! Allah'ın takdir ettiği şey olur.” dedi. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Bu adamı hapsedin. Ben hayatta bulundukça eziyel etmeyin, ycdirin içirin. Eğer kurtulursam mesele yok. Şayet kurtulamazsam o bana bir defa vurdu, sizde ona bir defa vurun ve ey ciğer köselerim beni doğuya çevirin” dedi. “Ey sadık güneş! Şimdiye kadar üstüme doğmadın ve beni gafil bulmadın, her zaman seni ben karşıladım” dedi. Vasiyetini yazıp Ümmü Gülsüm’e (RA): “Kızım kapıyı kapat!” dedi. Ümnıü Gülsüm odanın kapısını kapadı. İmam-ı Hasan (RA) ve İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri dışarıda ağlıyorlardı. Bu sırada odadan (Lailaheillallah) sözünü duydular. Odaya girince gördüler ki, babaları beka alemine gitmiş. Vasiyetinde “Beni tabuta koyup garibeyn diye anılan yere götürün. Orada zümrüt renkli taş vardır benim gömüleceğim yer bu taşı altıdır” dedi ve oraya defnettiler. Diğer bir rivayette ise İmamı Ali (KV) Hz.leri kendini yıkadı, tabuta koydu ve deve ile sır oldu. Küfe’de şehit edildiği caminin yanında namazı kılınarak defnedilmiştir Yüce Allah (CC) Hz.leri şefaatini nasib etsin. (AMİN) En iyisini Yüce Allah (CC) Hz.leri bilir. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Hicri 40 (M.642) senesinde Küfe’de şehid edildi.[1] Allah (CC) Hz.leri bizleri O’nun (KV) yolundan ayırmasın ve bizleri O’nun (KV) sevgisiyle gönlümüzü şerefyap kılsın. (AMİN)


[1] Saadete Ermişlerin Bahçesi

                                                    İMAM-I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN MENKİBELERİ

 

Bir gün Resûlüllah (SAV) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Alim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (SAV) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. İmam-ı Ali (KV), Hz. Fatımatüzzehra (RA), oğulları Hz. İmam-ı Hasan (RA), Hz. İmam-ı Hüseyin (RA). Allah (CC) Hz.leri onlardan razı olsun (AMİN).

..........................................

 

 

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Sıffin harbine giderken yolda susayan askeri için su bulamayınca bir çoklarının kaldıramadığı bir taşı tek başına kaldırdı, altında leziz bir su çıktı, içtiler. O taşı yine yerine koydu. Bu hadisenin geçtiği yerde kilise vardı. Rahip hadiseyi oradan gördü. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin yanına geldi: “Sen Peygamber misin?” diye sordu. “Hayır, ben son Peygamber Muhammed bin Abdullah'ın (SAV) halifesiyim.” buyurdu. Rahip: “Elini ver ki, müslüman olayım.” dedi. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri elini uzattı. Rahip Kelime-i Şehadet getirerek müslüman oldu. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri rahibe: “Sen bu yaşa kadar kendi dinini yaşamışsın ne sebeple bizim dinimizc girdin?" diye sordu. Rahib: “Ey Emirül-mü'minin! Biz kitaplarımızdan okuduk. Bu taşı Peygamber veya (peygamber varisi) kaldırabilir. Senin bu taşı kaldırdığını görünce arzuma kavuştum. Yıllarca beklediğim şeyi buldum.” dedi. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri bu sözü işitince ağladı. Gözlerinin yaşından sakalı ıslandı. Sonra: “Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine hamd olsun ki, beni unutulmuşlardan değil, kitabında zikredilenlerden eyledi.”.[1]

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Küfede kılıç darbesi alınca huzuruna girdim, başını bir şey ile sarmıştı. Dedim ki: “Ey mü'minlerin emiri! Yarayı bana gösterir misin?” Hemen sargıyı açtı, baktım bir şey yok. Hafif bir yaradan ibaret dedim. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Evet sizden ayrılmaktayım” dedi. Kerimesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başladı. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Kızım sükut et eğer benim gördüklerimi görecek olsan ağlamazsın” dedi. “Ya Emirel Mü'minin ne görüyorsun?” diye sordum. Buyurdu ki: “İşte bunlar melekler ile nebiler cemaati. İşte bu da Muhammed (SAV) Efendimiz. Ya Ali müjde sana, teveccüh etmekle bulunduğun hal, şu içinde bulunduğun halden daha hayırlıdır diye buyuruyor.”[2]

..........................................

 

Allah-ü Teâlâ Hz.leri İmam-ı Ali (KV) Hz.leri için güneşi iki kere batarken geri çevirmiştir. Birisi Resûlüllah'ın (SAV) Efendimiz’in zamanı şeriflerinde idi. Peygamber (SAV)Efendimiz huzurlarında İmam-ı Ali (KV) Hz.leri olduğu halde evlerinde idiler. Cebrail (AS) vahy getirdi. Resûl-i Ekrem (SAV) vahyin ağırlığından mübarek başını İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin dizine koydu. Güneş batıncaya kadar kaldıramadı ve namazını oturduğu yerde ima ile kıldı. Resûl-i Ekrem’i (SAV) rahatsız etmemek için yerinden kalkmadı. Sultan-ı Kâinat Efendimiz (SAV) vahyin ağırlığından kurtulunca: “Ya Ali (KV) ! İkindi namazını kıldın mı?” diye sordular. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “İma ile kıldım.” dedi. Habibullah güneşe geriye dönerek dağın üzerinde durması için emir verdiler. Güneş geriye dönerek dağın üzerinde durdu. H İmam-ı Ali (KV) Hz.leri namazını kıldı, güneş tekrar yerine gitti. İkincisi Resülüllah (SAV) Efendimizden sonra İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Babile giderken Fırat nehrinden geçmek icabetti. İkindi vakti idi. Beraberindekilerin bir kısmı ile kendileri ikindi namazını kıldılar. Bir kısmı da hayvanlarını sudan geçirmeye uğraştı, güneş battı. Bunlar ikindi namazını kılamadılar. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri dua buyurdu. Hak Teâlâ (CC) Hz.leri güneşi geriye getirdi. Namazını kılmayanlar selam verinceye kadar güneş kaldı. Sonra korkunç bir ses çıkararak battı.[3]

..........................................

 

Kâbe-i Muazzama, Mekke fethinde putlardan temizleniyordu. Peygamberler Peygamberi (SAV) Efendimiz İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin sırtına basarak Kabe duvarına yetişmenin imkânsız olduğunu anlayınca kendisi çöktü ve: “Ya Ali! Üzerime çık.”  İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Ya Resûlüllah! Sizin omuzunuza nasıl çıkayım? Siz benim omuzuma çıkın.” dedi. Nebiler Nebisi (SAV): “Ya Ali sen buna dayanamazsın. Çık omuzuma.” buyurunca İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Âlemlerin fahri ebedisinin (SAV) sırtına çıkıyor. Putların bulunduğu noktaya çıkıyor. O demde Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri öyle bir yere çıkmıştır ki, bütün ufukları kucaklayabileceğini sanıyor ve her nereye baksa onsekiz bin âlemin efendisini görüyor ve kalan putları oradan temizleyerek Nebiler Nebisi’nin (SAV) sırtından iniyor.

..........................................

 

Âlemlerin Efendisi (SAV) hasta yatıyorlar. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri ziyarete geliyorlar. Resul Efendimiz’e (SAV): “Ya Resûlüllah (SAV) ! Rüyamda gördüm giymiş olduğum zırhı üzerimden çıkardılar.” buyuruyor. Hz. Resul (SAV) Efendimiz de: “Ya Ali (KV), o zırh bendim, bütün hilekârlıktan o (zırh) seni korurdu. Vakit ki, ben gideyim ve sen yalnız başına belalara uğrarsın. Ey Ali (KV)! Sakın gönül darlığı çekip sızlanmayasın ve sabırdan başka bir yola girmeyesin.” buyurdu. Bu esnada Fatımatüzzehra (RA) validemiz de ağlamaya başladı. “Ya Resûlüllah (SAV) ! Rüyamda elimde bir mushaf yaprağı tutuyordum. Ansızın elimden kayboldu.” Hz. Peygamber (SAV) buyurdu ki: “Ey Fatıma (RA)! O yaprak bendim. Gözünün önünden kaybolsam gerektir.” dedi. O esnada İmam-ı Hasan (RA) ve İmam-ı Hüseyin (RA) Efendilerimiz de oradalardı. “Ey büyük dedemiz! Rüyamızda havada giden bir tahtırevanın altında başı açık yürüdüğümüzü gördük.” Hz. Peygamber (SAV) buyurdu ki: “Ey ciğer köşelerim! O taht benim naşımdır ki, siz saçlarınızı açıp onun altında yürüyeceksiniz.” Bu esnada Ehlibeyt (RA) ve Sahabe (RA) güz yaşlarını yere revan ettiler.[4]

..........................................

 

Bir gün Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz İmam-ı Aliyyel Mürteza’nın (KV) pak alnını öpmüştü. Abdulmuttalib oğlu Hz. Abbas (RA) sordu: “Ya Resûlüllah (SAV)! Bu adamı seviyormusun?” Hz. Peygamber (SAV): “Ey Abbas (RA)!” dedi. “Bu şahıs benim mahbubumdur. Bunun sevgisinden gaflete düşmek benim için mümkün değildir.”[5] Devamında da buyurur ki: “Her kim beni severse Ali'yi (KV) de sever ve her kim Ali'yi (KV) sevmezse beni de sevmez.”[6]

..........................................

 

Bir gün Hz. İmamı Ali (KV) Hz.leri’ne biri geldi. “Bana bilinmeyen şeyleri öğret, bellet.” dedi. Buna cevap olarak Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri sordu: “İlmin başını ne yaptın?” Adam sordu: “İlmin başı nedir?” İmam-ı Ali (KV) Hz.leri sordu: “Rabbini bildin mi?” Bu soruya adam: “Evet.” dedi. Hz. İmam Ali (KV) Hz.leri tekrar sordu: “Bu babda ne gibi işler yaptın?” Buna karşılık adam: “Allah (CC) Hz.leri’nin dilediğini.” dedi. Bundan sonra sözü Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri aldı ve şöyle dedi: “Kalk git artık, bu halini kuvvetlendir. Sonra bana gel o zaman sana bilinmeyen şeyleri belletirim.” dedi.[7]

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri irfan sahibi için şöyle buyurdu: “İrfan sahibi bu dünyadan göçünce onu kıyamet günü ne Sıddıklar ne de Şehidler görebilir. Cennet sahibi cennette bulamaz.” Bunun üzerine orda bulunanlar: “O halde nerede bulunur?” diye sordular. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri şu ayeti kerimeyi okudu: “Rıza gösterilen bir yerde... Kudretine nihayet olmayan bir Melik'in (her şeye hakim bulunan Allah Teâlâ'nın) huzurunda...”[8] Bu bir Ayeti Kerime idi. Onlara okudu sonra şöyle devam etti: “Onlar mezardan kalkınca Cebrail’i (AS), Mikail’i (AS), cenneti, sevabı, eşlerini ve yavrularını sormazlar. Şöyle derler; ‘Nerede sevdiğim? Hani iyiliğimi kendisi ile bulduğum zat?’ derler.”[9]

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri namaz kıldığı zaman baygınlık hali sorulunca şöyle anlatırdı: “Yerin ve göğün kabul etmediği emaneti yerine getirmek kolay değildir. Nitekim bu hususta buyurulmuştur: Eğer biz bu Kur'an'ı hir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı Allah korkusundan baş eğmiş parçalanmış görürdün.”[10]

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri hayatının sonuna kadar Nebiler Nebisi’nin (SAV) yanından hiç ayrılmamıştır. İlminde derya olup bir eliften kırk deve yükü kadar mana çıkaracak mertebeye erip ilmin kapısı ve kapıcısı ve yine ilmin onda dokuzunun sahibi, onuncudan da hisse sahibi olan silsile yolunun Nebiler Nebisi’nden (SAV) sonra ilk İmamıdır.

..........................................

 

Kerametler sarayının eşşiz sultanı Cenab-ı İmam-ı Ali (KV) Hz.leri elinde avucunda ne varsa son meteliğine kadar harcardı. Nur asrında bir gündü. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri bütün kadınların efendisi, derinlik ve incelik misali Fatımatüzzehra'ya (RA): “Ya Fatıma (RA)!” dedi. “Evimizde yiyecek bir şey var mı?” Fatıma (RA) annemiz: “Hayır Ya Ali (KV)!” buyurdu. Yüce Allah (CC) Hz.leri onlar isteseydi, uhud dağını altın yaratıp emirlerine sunardı ama onlar şu üç günlük dünyada midelerine taş sarıp günlerce yiyecek birşeyler bulamadıkları halde sonsuzluk âleminin saadeti için şu dünya cilvelerine aldanmaınışlardır.

..........................................

 

Bir gün Ashab-ı Kiram, Resûlüllah (SAV) Efendimiz’den İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ni çok sevmelerinin sebebini sordular. Serveri âlem (SAV) Efendimiz: “Varın, Ali'yi (KV) çağırın.” buyurdular. Ashabı kiramdan birisi, İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ni çağırmaya gitti. Habibi Ekrem (SAV) İmam-ı Ali (KV) Hz.leri gelince: “Ya Ali (KV) ! Sen birine iyilik etsen o sana kötülük yapsa sen ne yaparsın?” buyurdular. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “İyilik yaparım, Ya Resulallah (SAV) .” dedi. Resulü Ekrem (SAV) aynı soruyu yedi kere sordu. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri yine: “İyilik yaparım, ya Resulallah (SAV).” dedi ve ilave ederek: “O kimse bana hep kötülükte bulunsa, ben hep yine ona iyilik yaparım.” dedi. Bunun üzerine Eshabı Kiram: “Ya Resûlüllah (SAV)! Ali’yi (KV) çok sevmenizin sebebini anladık. Bu sevgiye lâyık olduğunu gördük.” dediler.

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’in yatağında canı pahasına yatmış, bilahare Medine'ye Nebiler Nebisi’nin (SAV) yanına ayakları şişmiş parçalanmış olarak vasıl olmuştur. Nebiler Nebisi (SAV) meşakkate katlanmış olan narin, nazik ayaklarını okşamış, kendisine afiyeti için dua buyurmuştu. Hatta İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin bu fedakârlığı üzerine şu ayeti kerime nazil olmuştur: “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah'ın (CC) rızası için nefsini feda eder.”[11]

..........................................

 

Nebiler Nebisi (SAV) O’nun (KV) için buyurdu ki: “Ya Ali (KV)! Seni ancak mü'min olan sever, sana ancak münafık olan buğz eder.”[12]

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Irak'a giderken Abdullah b. Selam (RA) O'nun ziyaretine gelmiş: “Ya Ali! Irak'a gitme, korkarım ki orada vücuduna bir kılıç ağzı isabet eder.” demiştir. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Evet Allah (CC) Hz.leri’ne yemin ederim ki, bunu bana Resûlüllah (SAV) haber vermiştir.” diye buyurmuştur.[13]


[1] İslam Ansiklopedisi 1.C. S.111

[2] Amr İbni zi-Mürr El-Hemadani (RA) Hz.leri’nden rivayet edilmiştir.

[3] Ümmü Seleme, Esma binti Ümeys, Cabir bin Abdullahi'l Ensari ve Ebu Saidil Hudri (RA) Hz.leri’nden Riv. Ed..H.Ş. (Buhari ve Müslim)

[4] Saadete Ermişlerin Bahçesi S. 205

[5] Firdevsi Ahbarda Muaz B. Cebelin riv. Ettiği H.Ş

[6] İmam-ı Tirmizi'nin rivayet ettiği H.Ş

[7] Onların Alemi S. 137

[8] El-Kamer S. A.55

[9] Onların Alemi S. 223

[10] El-Haşr S. A.21

[11] El-Bakara S. A.207

[12] İslam Ansiklopedisi 1. C. S. 106

[13] İslam Ansiklopedisi 1. C. S. 107

                                           İMAM-I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN HİKMETLİ SÖZLERİ

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri şöyle buyurdu: “Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız. Dünya bir cifedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpeklerle dolaşmaya dayanıklı olmalı. Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’ne yemin ederim ki, beni yalnız mümin sever ve bana yalnız münafık buğz eder. İnsanın yaşlanıp ölmesi, küçükken ölüp hesapsız cennete girmesinden daha hayırlıdır.”

..........................................

 

“Tembellik insanı vaktinden evvel yıpratır.”

..........................................

 

 

 

“Allah-ü Teâlâ'yı (CC) insanların en çok bileni Kelime-i Tevhide ve onun şanına en fazla tazim eden ve hürmet gösterenlerdir.”[1]

..........................................

 

“Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. İnsanlar arasında, Allah (CC) Hz.leri’ni en iyi bilen, onu çok sevendir. Tam tazim edendir.”

..........................................

 

“Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin hevasına uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi Hak yoldan alıkoyar, ikincisi ise Ahireti unutturur. Takva hataya devamı bırakmak, aldanmamaktır, ilimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, tefekküre götürmeyen Kur'an-ı kerim okumakta hayır yoktur.”

..........................................

 

“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Kendinize Allah (CC) Hz.leri yolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de, ahiret için de lâzımdır.”

..........................................

 

“Bir kul, Allah (CC) Hz.leri yolunda yeni bir kardeş edindimi, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri de cennette onun için bir derece ihdas eder. Ahir zamanda bir mümin halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir.”

..........................................

 

“Sizin hayırlınız günahına gerçekten çok tevbe edenlerdir. Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.”

..........................................

 

“Hayra niyet edince acele et ki, nefsin seni yenip te caydırmasın. Dünya hayatı kimseye baki değildir. Şiddeti de nimeti de geçicidir.”

..........................................

 

“İki şey aklı ve tedbiri bozar. Biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edeb gîbi biras, ilim gibi şeref olmaz. Danışmadan (İstişare etmeden) doğruya ulaşılamaz.”

..........................................

 

“Öksüzü ağlatmak zulümdür.”[2]

..........................................

 

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri şöyle buyurur: “Allah (CC) Hz.leri zikredildiği yerde, Kuran okunduğu zaman, ilâhi tecelli iner. Ama bu tecelli görünmez. O, görünmekten yana münezzehtir. Tek olan Allah (CC) Hz.leri’ne yöneliniz. O'nun zikriyle olunuz. İnsanlara inen bela ve hidayet için mutlaka Allah (CC) Hz.leri’nin kitabında bir işaret vardır. Bunu anlamak için daima Kur'an okuyunuz ve Allah (CC) Hz.leri’ni çok zikrediniz. Allah (CC) Hz.leri’ni anmak (zikretmek) ruhun gıdasıdır. O'nu övmek ruhun içkisidir. O'ndan utanmak, ruhun örtüsüdür. Tad arayanlar O'nun zikrinden daha tatlı bir şey bulamazlar. Şunu iyi bil ki, sevgiliyi anmak, (zikretmek) başkalarını unutmak sayılır. Bir kimsenin işi Allah'ın (CC) zikri olunca başkalarını unutur. Allah (CC) Hz.leri’nin hikmetli işlerini düşünerek hoş olmaya bakar. Allah (CC) Hz.leri’nin cemal sıfatının güzelliği önünde varlığı söner ve O'nun iyilik denizinde yok olur.”[3]


[1] Onların Alemi S. 132

[2] İslam Ansiklopedisi 1.C. S.112

[3] Onların Alemi S.205

                                   İMAM-I ALİ (KV) HZ.LERİ HAKKINDA BAZI HADİS-İ ŞERİFLER

 

Âlemlerin efendisi Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne buyururlar ki: “Ey Ali (KV)! Ben Peygamberliğimle sana meydan okuyorum. Çünkü benden sonra Peygamberlik yoktur. Sen de İnsanlara karşı yedi şeyle meydan okursun. Kimse sana söyleyecek bir söz bulamaz. Sen onların hepsinden evvel iman ettin. Allah'ın (CC) ahdini en güzel yerine getiren sensin. Allah (CC) Hz.leri’nin emrini en güzel ayakta tutan içlerinde yine sensin. İçlerinde eşitlik kaidelerine en güzel uyan yine sensin. Halka karşı en adil olan da sensin. Hüküm verme kabiliyetine hepsinden fazla sen sahipsin.

 

 

Allah (CC) Hz.leri’nin katında sen en büyük meziyetlere sahipsin.”[1]

..........................................

 

“Ali'yi (KV) sevmek, günahları ateşin odunu yiyip erittiği gibi yer bitirir.”[2]

..........................................

 

“İçinizde en hayırlısı Ali (KV), gençleriniz arasında en hayırlıları Hasan (RA) ile Hüseyin (RA), kadmlarızın da en hayırlısı Fatıma’dır (RA).”[3]

..........................................

 

“Ey Ali (RA)! Ben senin hakkında Allah'tan (CC) beş şey diledim. Dördünü verdi birini vermedi. Ümmetimin (benden sonra) senin emrin altında birleşmelerini diledim, vermedi. Senin hakkında verdikleri: Yer yarıklığında (insanlar dirileceği zaman) ilk dirilecek olan ben ve sen olacağız. Elinde Liva'ül-hamd bulunmuş bir halde evvelkileri ve sonrakileri geçip, önümde yürüyeceksin. Benden sonra mü'minlerin velisi sen olacaksın. Rabbim senin hakkında bunu bana ihsan etti.”[4]

..........................................

 

“Ya Ali (KV)! Allah'ın (CC) sayesinde, bir kimseyi hidayet etmesi, senin için güneşin üstüne her doğup battığı şeyden daha hayırlıdır.”[5]

..........................................

 

“Ey Ali (KV)! Musa'ya (AS) göre Harun (AS) ne ise sende bana göre O'sun. Buna razı değilmisin? Ne var ki, benden sonra Peygamber gelmeyecektir.”[6]

..........................................

 

“Ey Ali (KV)! İstihare eden eli boş dönmez. İstişare eden de pişman olmaz. Ey Ali (KV)! Gecenin sonuna dikkat et. (onu ihya et.) Çünkü yeryüzü gündüzden çok gece durulur. Ey Ali (KV)! Allah'ın (CC) ismi ile sabah erken kalk. Çünkü ümmetimin erken kalkmasında (bereketler) ihsan eder.”[7]

..........................................

 

“Allah'ım (CC)! O’na (KV) yardım et, O’nun (KV) sebebiyle de yardım et. O’nu (KV) esirge ve O’nun (KV) sebebiyle de esirge. O’na (KV) yardım et, O’nun (KV) sebebiyle (halka) yardım et. O’nu (KV) seveni sev, O’na (KV) düşman olana düşman ol Allah'ım (CC).”[8]

..........................................

 

“Ya Ali (KV)! Seni seven beni sevmiştir, senden nefret eden benden nefret etmiştir.”[9]

..........................................

 

“Ben kimin efendisi isem, Ali (KV) de onların efendisidir.”[10]

..........................................

 

“Ben ilmin şehriyim Ali de (KV) kapısıdır, ilmi isteyen kapısına müracaat etsin.”[11]

..........................................

 

“Ben hikmet hanesiyim, Ali (KV) anahtarıdır. Ali (KV) hepinizin alimidir, efdalidir. En doğru hükmedeniniz Ali'dir (KV).”


[1] Ramuzel Hadis. 6194 N.H.Ş. S.593

[2] Ramuzel Hadis. 3406 N.H.Ş.

[3] Ramuzel Hadis. 3520 N.H.Ş.

[4] Ramuzel Hadis. 3666 N.H.Ş.

[5] Ramuzel Hadis. 4274 N.H.Ş.

[6] Ramuzel Hadis. 6197 N.H.Ş.

[7] Ramuzel Hadis. 6198 N.H.Ş.

[8] Ramuzel Hadis. 2183 N.H.Ş.

[9] Ramuzel Hadis. 4844 N.H.Ş.

[10] Taberani, Cabir bin Abdullah (RA) Hz.leri’nden Riv. edilen H.Ş.

[11] Tirmizi ve Ebûnuaym "Keşfül Hafa 1203." Ebu Muhammed Hasan B. Ahmed rivayet etti.