4.ESASI-KANAAT  

Kanaat: İnsanın zarurî ihtiyaçlarının dışında, tıpkı bir ölü gibi nefsani ve hayvani istek ve arzularından arınmasıdır. Cenab-ı Allah’ın (CC) “Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz."emri gereğince yeme, giyme ve mesken konusunda israf etmemektir.

Kanaat, kelime olarak insanın kısmetine düşenlere razı olmasıdır. Ehl-i tasavvufun yüklediği ıstılahı anlam ise bolluk veya darlık sözkonusu olmaksızın her hal-ü karda kalbin tatmin olmasıdır. Asıl olan mana da budur. Kanaat vusulün, lütfün ve kahrın aslı marifetinin alametidir. Ayet-i kerimede “yiyiniz içiniz” diye her ne kadar bir ayırım sözkonusu ise de aslında bunların her ikisi de aynıdır. Hatta bazı tasavvuf büyüklerince israfından sakınmamız gereken bu üç olay yani yeme, giyme ve iskan aslında iki madde halinde ele alınabilir. Çünkü evli olmayan biri çok müsait olmayan ortamlarda da yaşayabilir. Giyinme de aynı şekilde haram olan yerleri örtmek ve soğuklara karşı korunacak kadar giyindikten sonra ilerisi israftır.

Yalnız “israf” ile “tebzir” arasını ayırmak gerekir. Tebzir: Bir şeyi gereksiz yere harcamaktır. İsraf ise bir şeyi herhangi bir yere gereğinden fazla harcamaktır. Ancak şöyle derler: Hayırda israf yoktur. Yani bir şey eğer hayırlı bir yolda harcanıyorsa onda israf olmaz, bilakis çoksa sevaba vesile olur. Çünkü ameller niyete göredir. Nitekim ehlullahtan biri verdiği bir yemekte tam bin tane mum yakar. Buna çevredekiler israf deyince o da: “öyleyse söndürün” der. Bunun üzerine ziyaretçiler ne kadar söndürmeye çalıştılar ise de bunu başaramadılar. Bunu seyreden ev sahibi: “Biz bunları kendimiz için yakmadık. Hakk (CC) için yaktık ki, bunda da israf yoktur. Bunun için söndüremezsiniz, Hakk’ın (CC) ışığını kimse söndüremez” diyerek şu ayeti okumuş: “Onlar Allah’ın (CC) nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Halbuki Allah (CC) kafirler istemese de nurunu tamamlayacaktır."

Burada    kafirlere ve  münkirlere  de işaret vardır. Onun için Allah-ü Teala (CC) onlara rağmen müminlerin ışıklarını  ayakta tutmuştur.

Ondan sonra bu yolun yolcusu günde bir defa yemek yer. Avamdan olanlar ise “Onların sabah akşam rızıkları vardır." ayetince günde iki defa yemek yerler. Günde üç defa yemek yemek israftır. Şer-i şerifin dışındadır. Eğer bir insanın gücü kuvveti var ise savm-ı visal yapması iyidir. Yani iftar yapmadan bir ikinci günün orucuna başlamak. Nitekim Hz. İdris (AS) tam onaltı yıl yeme ve içmeden ayrı kalarak Allah’a (CC) ulaşmayı başarmıştır.

Denilmiştir ki, bir kimse kırk günde bir yemek yerse ona melekut aleminin bütün sırları açılır. İşte kırk günlük çile doldurma işleminde buna benzer birçok fayda vardır. Nitekim bir hadiste: “Bir kişi kırk gün üstüste sürekli Allah’a (CC) ihlasla ibadet ederse, kalbine hikmet dalar…” buyurulmaktadır. Buradaki ihlastan maksat, güzel bir itikad ve çokça zikirdir. Çünkü batınî şartlar olmadıkça, zahirî ortam olmadıkça kalbe feyzin dolması mümkün değildir.