|
|||
|
Zikrin hakikati, Allah (CC) Hz.leri’ni hatırlamaktan başka bir şey değildir. Ama bir şeyi bilmiş olmak zikir sayılmaz. Zikreden Allah (CC) Hz.leri’ni hatırlayıp, O’nun (CC) emirlerini harfiyyen yerine getirmelidir. Yani “Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni hatırdan çıkarmıyorum” deyip emirlerini yerine getirmemek olmaz.
Zikrin hakikati, Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni daima hatırdan çıkarmayıp zatını unutmamak ve emirlerine de sımsıkı sarılmaktır. “Münafık erkeklerle münafık kadınlar birbirlerine benzerler. Onlar kötülüğü emrederler. İyilikten alıkoymaya çalışırlar. Ellerini sıkı tutarlar (Hayır yapmazlar). Allah’ı (CC) (O’na (CC) itaati) unuttular. Allah da (CC) onları unuttu (Hidayetinden mahrum etti). Doğrusu münafıklar hep fasıktırlar.”[1] Yukarıda beyan edilen Ayet-i Kerime’de bildirildiği gibi Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin unuttuğu ve Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni unutan münafıklardan olmamak için aleme gönderiliş gayesi olan Zikrullahı dilimizden, kalbimizden hiç çıkarmamalıyız. |