İSLAM VE BASIN  

 

     Ramazan ayında, seccade takke’den, dini kitap ve tefsirlere...dek hediyeler vererek dine hürmet gösteren bir hüviyet kazanan medya (T.V. gazete dergi...), yılın geri kalan 11 ayında İslâma, Müslümanlara, Kur’an Kursları’na, İmam-Hatiplere... kısaca dini olan her şeye nasıl bakmaktadır. Tarihe mal olmuş çarpıtma haberleri (31 Mart Vaka’sından Menemen olayına dek...) bir kenara bırakacak olursak günümüzde medyanın İslâm’a ve Müslümanlara bakış açısı nasıldır.

   Olayları önce,medyada taraflı ve yalan olarak okuyucuya aktarılmış hali ile, dîni hassasiyeti ön plânda olan gazeteleri araştırıp buldukları, olayın asıl iç yüzünü, gerçeğini yan yana koyup okuyucuya sunuyoruz:

  • DPT, tarikatçı yuvası: Hürriyet’in bu haberi DGM savcısınca yalanlanıyor:DPT’de tarikatın izi yok.
  • Oruç tutmuyor diye öldürdüler: Emniyet Müdürü olayın çeteler arası bir mesele yüzünden çıktığını vurgularken vali basının olaya bakışını yadırgar.
  • Namazı kaçırınca öğrenci komaya: Yeni Asır’ın bu haberini dayak yediği ileri sürülen öğrenci Kâmil yalanlamaktadır: Namaz yüzünden dayak yemedim.
  • Azgın Şeyh: Ekip gazetesi Mısırlı bir bayan artistin fotoğrafını alarak Fatih’te yaşayan sapık bir şeyh olduğunu yutturmaya çalışır.
  • Uhud Kur’an Kursu: Kanal D’de söz Fato’da programında “söylediklerimin tamamı yalan herkesten özür diliyorum” diyerek olayın düzmece olduğunu itiraf eden Kadir’in önceki açıklamaları doğruymuş gibi yayınlanır.
  • Öğrenci bunalım kurbanı, ölesiye dövdüler: Dayak yediği iddia edilen İmam-Hatipli Hüseyin: Derslerimi düzeltirsem yine aynı yurdu tercih edeceğim diyerek haberin yalan olduğunu söylüyor.
  • Muhasebeciye şeriatçı saldırı: Cumhuriyet gazetesinin muhasebecisi Sevim hanım tesettürlü bayanlara yolda sataşır, hıncını alamaz, bir de bu yalan haberi gazeteye yazdırır.
  • Şeriatçılar Kutlar’ımıza kıydılar: Yazarları Onat Kutlar’ı şeriatçıların öldürdüğünü manşetten iddia eden gazete bir yıl sonra katilin PKK’lı olduğunu öğrenecektir.
  • Şeriat kurbanı gelin: Gözcü gazetesi düğün esnasında böbrek yetmezliğinden ölen kızı babası ile evleniyormuş gibi yazıp suçu da İslâm’a atarlar. Halbuki damat adayı ölen kayın pederimin fotoğrafını yayınlamışlar diyerek isyan etmektedir.
  • Kur’an Kursu’nda falaka: Yeni Asır gazetesi kemik erimesi hastalığı olan Nurullah’ın hastane yolculuğunu kursta yediği falaka (!) ile halka duyurmuştur.
  • Kuran Süper Market: Cumhuriyet, sahibinin soyadı olan Kuran adını alan markete Kur’an’ı kullanıyorlar suçlamasında bulunurlar.
  • Şûra Süresi 39. Ayetin Mealini “ İllegal bir dinci örgütün Şûra toplantılarında alınan bir karar olarak yazan Cumhuriyet yazarı Çetinkaya....
  • Göz Nuru Vakfı’nı adındaki Nur kelimesinden dolayı dinci vakıflar listesine koyan, Lionslar tarafından kurulduğundan habersiz yazı yazan   Nail Güreli ...
  • İstanbul'da pikniğe giden ve ellerindeki oyuncak tüfeklerle balonlara ateş eden insanları "irtica kampında eğitim " manşeti ile duyuran ve sadece iki günde yalan haberi ortaya çıkan Hürriyet,
  • Zaten Hristiyan olan 2 kadın Türkçe olan isimlerini değiştirmek isteyince "2 kadın Hristiyan oldu "diye yazan Milliyet gazetesi....

    1450 senedir her sene hac mevsiminin tam ortasında, kurban bayramı vakti gelir. Bu, 1450 keredir böyle olurken, bundan habersiz olarak “Bu sene hac mevsimi, kurban bayramına tekabül etti. “ diye yazan,
    Yolculuk esnasında, 4 rekâtlık farz namazların 2 rekât kılındığından habersiz olup, “Refahçılar Türkiye’den ayrılınca namazı iki rekâta indirdiler, oda gösteriş için...” diye yazan ,
    Yüzlerce yıl önce vefat etmiş Abdulkadir Geylâni ile Ahmet er Rufai hazretleri için, “1996 yılında Rufai lideri Ahmet er Rufai ile Kadiri tarikati lideri A. Kadir Geylâni, güneydoğu Anadolu’da gizlice bir araya geldi “, diye yazan,
     Cuma namazının, Cuma günleri her erkek Müslüman’a kılmanın farz olduğunu bilmeden, “Irak takımı galibiyet için toplu halde Cuma namazı kıldı, ancak ne yazık ki maçı Kuzey Kore 3-2 kazandı” diye yazan,
     Antalya müftüsünün keçisi çalınmış iken, “Müftü keçi çaldı” diye yazan, ......... gazetelerin, bundan sonra İslâm ile ilgili yazacaklarına inanıp inanmamayı siz okurların vicdanına bırakıyoruz.

“Size bir fasık haber getirdiği zaman onu araştırın, sonra yanlış bir hükme varırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz”
                                                                                                                                                                                                                       (Hucurat: 6)

 Sabah : 18.01.2003 :" Akfırat Şeyhliği " : Şeyhten iki  cocuğu var denen  kız bakire çıkar .      
Hürriyet : 20.12.2003 : "Mini etekli kızı yaktılar " :Fransa'da satanist ve uyuşturucu bölgesindeki adi bir cinayeti mini etek yüzünden işlenmiş " dinsel bağnazlık " gibi sunarlar.Fransa savcısı ve Fransa kadın kuruluşları bile olayları " cinsel taciz ve istismar kurbanı ..." olarak duyururlar .
 Milliyet :12.04.2004: "Geline türban için işkence " :Aile , yeminli tercüman, TF-1 televizyonu  ve komşular Almanya'daki bu olayı " geçim derdi ve ailevi sorunlar"  olarak açıklarken,  Aile ve akrabalarında   da tek başörtülü kadın yoktur .Damadın babası:" Biz Atatürk'çü bir aileyiz,.." açıklamasını evindeki Atatürk resimlerinin altında yapar...  

Milliyet : 13.05.2004 : " Bak kim geliyor ? "  :Açık bir kadının alınmadığı iddia edilen öğretmen evinden çarşaflı bir kadın çıkar , diye manşet yapılırken kadının sadece kestirme bir yol olarak öğretmen evinin bahçesinden geçtiği , öğretmen evine hiç girilmediği öğrenilir.Öğremen evine alınmayan kadının ise eksik belge kullandığı  ve Öğretmen evine borç taktığı öğrenilir, ayrıca öğretmen evinde fuhuş yaptığı belirtilir...!

        
 

                        AhlâksIz   infaza    hukuk     tokadI!
     İstanbul’daki patlamaların ardından Suriye’den getirilen ve kartel gazeteleri tarafından “bombacı”, “terörist” ve “Katil” olarak lanse edilen Hilmi Tuğluoğlu ve eşi Leyla Tuğluoğlu ile Mustafa Hız beraat etti...
  ( 21.06.2004 )

 

 

  

                                 Hürriyet'in irtica balonu
   Reklam yorumlarıyla tanınan Prof. Ali Atıf Bir, imzasız bir e-postayı köşesine alınca, Hürriyet de iddiayı "üniversitede 31 Mart vakası" diye haber yaptı. Ancak iddiaları bizzat dekan yalanladı.İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi kantininde "kız öğrencilerin zorla başının kapattırılarak Kur'an dinlettirildiğine" ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğu ortaya çıktı.Hürriyet yazarı Prof. Ali Atıf Bir, önceki gün köşesinde, bir imzasız e-posta mesajına yer verdi. Mesajda, "İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde bir grup öğrenci, diğer öğrencileri kantine kapattı ve zorla Kur'an dinlettiler. Başı açık kızların başlarını da zorla örttürdüler. Dekanlık müdahale etti ama öğrencileri çıkaramadı, polis müdahale etti. Okula korku içinde gitmek istemiyoruz" denildiğini yazan Bir, olayı yorumladı ve bu tür olayları düzenleyenlerin okuldan atılması gerektiğini yazdı. Hürriyet gazetesi de dün, aynı imzasız elektronik postaya dayanarak bir haber yayınladı ve Bir'in zaman vermemesine rağmen, "olayın 31 Mart Vak'asının yıldönümü nedeniyle yapıldığı"nı yazdı. Gazete, fakültenin öğrenci temsilcisi olan Selim Akduman adlı öğrenciyi de hedef gösterdi. KESİNLİKLE YALAN :Yeni Şafak'ın sorularını cevaplayan Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Yusuf Avcı, "Biz öyle bir duyum almadık. Zorla Kur'an dinletildiği yolunda duyum da almadık" diyerek yaşananları şöyle anlattı: "Kantinde bir kişi birkaç kişiye Kur'an okumuş, diğerleri de dinlemiş. Olay sadece 5 dakika kadar sürmüş. Müdahalaye gerek kalmadan dağıldılar. Diğer öğrencilere zorla başını kapattırma ya da zorla Kur'an dinletme gibi bir olay kesinlikle yok" dedi. Avcı, konuyla ilgili soruşturmanın da sürdüğünü söyledi.DAVA AÇACAĞIM :Haberlerde hedef gösterilen Selim Akduman adlı öğrenci de, yazara ve gazeteye tekzip göndereceğini ve tazminat davası açacağını söyledi. Akduman, "Kantine girdiğimde biri sessizce Kur'an okuyordu. Öğrenci Temsilcisi olduğum için, kantinde bunu yapmalarının doğru olmadığını söyledim ve dağılmalarını istedim. Dağıldılar" dedi. Aynı kantinde daha önce başka öğrencilerin de Karl Marks'ın kitabını okuduğunu anlatan Akduman, o öğrencilere de müdahale ettiğini söyledi.
 ( Yeni Şafak :18.04.2006 )

 


      İFTİRAYI ATAN ÖĞRENCİ TKP’Lİ ÇIKTI
   Olayın,Hürriyet yazarı Ali Atıf Bir’e mektup gönderilmesiyle gündeme geldiğini ifade eden Selim Akduman,iftira dolu mektubu gönderen öğrencinin, Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) fakülte sorumlusu T.B olduğunu söyledi...BİZE İFTİRA ATAN KOMÜNİSTLER, HER TÜRLÜ İLLEGAL FAALİYETTE BULUNUYOR : Selim Akduman, kendilerine iftira atarak, Hürriyet’te kendisini hedef gösteren, hakkında soruşturma açılmasına yol açan komünist öğrencilerin, okulda her türlü illegal faaliyetlerde bulunduklarını söyledi. Akduman, “Komünist öğrenciler, iki hafta önce okulun kantininde toplu bir şekilde Karl Marks’ın ‘Das Kapital’ini okudular. Okulun her yanına illegal, dinimize ve kanunlara aykırı afişler asıyorlar. Yani bunlar sürekli illegal çalışan bir grup. Bunların amacı; bizim fakültedeki temsilciliğimizi kaldırmak” diye konuştu.
( Vakit :18.04.2006)

  Hürriyet’in fotoğraf yalanı BELGELENDİ Hürriyet gazetesinin, Zeynep Bingöl isimli hekimin, “mesai saatinde başını örttüğünü” iddia ettiği haberde kullandığı fotoğrafın başkasına ait olduğu ortaya çıktı.Hürriyet gazetesinin, Zeynep Bingöl isimli hekimin, mesai saatinde başını örttüğünü iddia ettiği haberde kullanılan fotoğrafın başkasına ait olduğu ortaya çıktı. Yalan haber, “doğrulatmak” için “delil” olarak gazeteye basılan fotoğraftaki kişinin Dr. Zeynep Bingöl olmadığı; gazetenin dünkü sayısındaki tekzip ile doğrulandı.VALİLİK İNCELEDİ: FOTOĞRAFTAKİ KİŞİ O DEĞİLHürriyet’in dün 25. sayfasında yer alan tekzip metninde, gazetenin 2 Ocak 2006 günü yayımlanan sayısında “Doktorun Türban Israrı” başlıklı haberin yalan olduğu yer aldı...Hürriyet’in haberi üzerine Erzurum Valiliği tarafından yapılan incelemede, haberde kullanılan beyaz önlüklü ve başörtülü bayan fotoğrafının Dr. Zeynep Bingöl’e ait olmadığı tespit edildi. Valiliğin hazırladığı tekzip metni, gazetenin dünkü sayısında mahkeme kararı gereği yayınlandı.Gazetenin beyaz önlüklü olarak bastığı ikinci fotoğraftaki kişinin de kendisi olmadığının altını çizen Dr. Zeynep Bingöl, “Artık herkes beyaz önlük giyiyor. Beni başörtülü olarak beyaz önlükle fotoğraflayamayınca, beyaz önlüklü bir başörtülü bayanın fotoğrafını benim fotoğrafım diye yayımlamışlar. Daha sonra haberi yazan gazeteci özür dilemeye geldi. Ona, fotoğraftaki kişiyi tanıyıp tanımadığını sordum. Tanımadığını söyledi” diye konuştu ( 14.06.06 )

                    Bodrum Müzesi’ndeki ‘tarihî’ yazI 12 yIllIk çIktI
  Sabah, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri dün yayınladıkları bir haberde, 5 asırdan beri Bodrum Müzesi'nin zindanında duran


Latince ‘Tanrı'nın olmadığı yer' yazısının silinmek istendiğini duyurdu. Ancak, bu yazının 500 yıllık değil, 12 senelik olduğu anlaşıldı. ‘Inde Deus Abest' yazısını Saint Jean şövalyeleri değil, 1994 yılında müzenin eski müdürü Oğuz Alpözen'in talimatıyla teknisyen Behçet Dinçer yazmış. Bu durum, yazıdan rahatsız olan bir turistin geçtiğimiz yıl ocak ayında müze müdürlüğüne başvurmasıyla ortaya çıkmış. Şikayet üzerine bir komisyon kurarak konuyu inceleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, ilginç bir sahtecilik olayı ile karşılaşmış. Teknisyen Behçet Dinçer, komisyona verdiği ifadede, ‘yazıyı, eski müze müdürünün verdiği Latince metne göre taşı kazıyarak yazdığını’ söyledi. Bunun üzerine bakanlık, Muğla Valiliği'ne bir yazı göndererek hiçbir tarihî ve arkeolojik değeri olmayan yazının kaldırılmasını istedi. Muğla Valisi Temel Koçaklar da, dün yaptığı açıklamada, tarihî eseri kazıtan eski müze müdürü hakkında yasal işlem başlatacaklarını söyledi
Teknisyen Dinçer: Duvara yazıyı ben yazdım Bu olayın basına yansıması ve bakanlığın dün bu konuda basın açıklaması yapması üzerine aradığımız teknisyen Behçet Dinçer, devlet memuru olduğu için görüş bildiremeyeceğini; ancak bakanlığa verdiği ifadenin doğru olduğunu ve arkasında durduğunu söyledi. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün ise 1994’te bir teknisyene, dönemin müze müdürü tarafından zorla yazdırılan “Tanrı’nın bulunmadığı yer” yazısıyla ilgili o döneme ait Latince yazılar konusunda uzman iki kişiyi Bodrum’a gönderdiğini açıkladı ( Zaman : 14.06.2006  )

             

   Amaç nedir ,  Kamu oyu nereye yönlendirilmek istenmektedir...? İHL, K.Kursları , başörtüsü düşmanlığı ile bir bağlantısı var mıdır bu yalan ve düzmece haberlerin.ve BİZLER SADECE BU GAZETELERİ ALMAMAKLA sorumluluktan kurtulabilmekte miyiz acaba?

         ÖNEMLİ NOT : BUNDAN SONRA İSLAM HAKKINDA ÇIKAN YALAN HABERLERİN HEMEN  ERTESİ GÜN - EN GEÇ İKİ GÜN SONRA - ALINACAK BİR " VAKİT, ZAMAN,..." GİBİ DİNİ HASSASİYETİ OLAN  GAZETELER OLAYLARIN ASIL MAHİYETİ HAKKINDA DOYURUCU VE TARAFSIZ BİLGİLER SİZLERE SUNACAKLARDIR !

        ALLAHIN BELASI GAVUR AŞIKLARI ...!NURCU KUTLULAR : "DEPREM İLAHİ İKAZDIR" DEDİĞİ İÇİN MİLLİYET DAHİL LİNÇ  EDİLDİ, HAPSE ATILDI..AMA KONU HIRISTIYANLIK OLUNCA BI ANDA "ILAH" LAIKLIGE ZARAR VERMEDEN OLAYA  DAHIL EDEILEBILDI..NEDEN CÜNKÜ BU ILAH  ISEVILERE TORPILLI ...! LAIKLIGE BISI OLMAZ O ZAMAN..! 
       OLAYIN   ASLI NE?YANGIN ZATEN BU EVDEN BASLADI  VE YAYILDI.YANI EVE GELINCE DURMADI..ORADAN BASLADI, YAYILDI...ZATEN ILK ANDAN ITIBAREN EV  KORUMAYA ALINDI ...!
 

               ‘İşkenceci patronun şeyhlikle ilgisi yok’
  
Meryem Sak isimli çalışanına işkence eden işadamı Mustafa Hüseyin Kıvrık’ın ‘şeyh’likle bir ilgisinin olmadığı belirtildi. Kıvrık’ın, Andora isimli şirketinin muhasebe işlerine bakan firmada çalışan Osman Göçer, ismi kaynak gösterilerek yapılan ‘İşkenceci patron şeyhmiş’ haberlerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Benim öyle bir ifadem olmadı.” dedi. Antalya’da 2 ay boyunca işkenceye maruz kalan Meryem Sak’ın hastanedeki tedavisi sürüyor. Genel cerrah uzmanı Operatör Doktor Musa Akşit, Meryem’in olayları hatırladıkça içine kapanmaya başladığını söyledi. Akşit, genç kızın iyileşme süresi boyunca yapacağı konuşmaların sağlıklı olmayacağı gerekçesiyle dışarıyla konuşmasının yasaklandığını bildirdi.Sak’a işkence yaptığı belirtilen işadamı Kıvrık’ın şeyh olduğuna ilişkin gazetelerde yer alan haberler üzerine açıklama yapan muhasebeci Osman Göçer, kullanmadığı ifadelerin kendi ağzından çıkmış gibi yazıldığını iddia etti. Çalıştığı muhasebe bürosunun mükellefleri arasında Andora adlı şirketin de yer aldığını söyleyen Göçer, “Bu kişinin şeyhlikle bir ilgisi olduğunu görmedim, şahit de olmadım. Hürriyet’ten gelen arkadaşlara böyle bir beyanım olmadı. Ağzımdan çıkmayan ifadeler kullanılmış. O kişiyi sadece mükellef olarak tanıdığımı beyan ettim.” diye konuştu. Meryem Sak’a 2 ay boyunca işkence yapan Mustafa Kırık’ın, ifadesinde evinden kaçtığı için elini bağladığını, defalarca uyardığını, kendini dinlemediğini ve bundan dolayı da sinirlenerek dövdüğünü söylediği belirtildi. Meryem Sak'ın ölmesi halinde bütün sorumluluğu erkek kardeşinin üstleneceği öğrenildi.  (Zaman :
25.08.2006 )

                          YAZARA GÖRE LAİKLİK NELER İLE ÖRTÜŞMEZ! - YUH YANİ!-
                               'Hedef muasır medeniyetler' diyenlerin Türkiyesi

   İki yaz önce Çeşme'de iki tane tesettür oteli olduğunu söyledi dostlar. Bir tanesini gezmek istedik ama gruptaki hanımların başları açık diye içeri sokmadılar. Girip çıkanlardan da anladığımız kadarıyla sadece kadınları tesettürlü olan aileler kabul ediliyordu. Broşürlerden öğrendiğimize göre, otelde kadınların denize girecekleri plaj ve yüzme havuzu ayrı ve paravanlarla çevrili.Lokantalarda ise kesinlikle içki servisi yapılmıyor.İbadet için mescitler de ayrı. Yine Çeşmeli dostların verdiği bilgiye göre her iki "Tesettür oteli" de ful çekiyormuş. Bir üçüncü "Tesettür oteli" de inşa halindeymiş. (Bu otel şimdi çalışıyor.)Önceki günkü Milliyet'te bu konuda bir haber vardı. Habere göre son iki yılda Türkiye'deki "Tesettür otelleri"nin sayısı hızla arttı. Ilımlı İslam rejimine adım adım sürüklenen Türkiye'nin yeni turizm modelinin tesisleri olan "Tesettür otelleri"nin sayısı 4 yılda 6'dan 27'ye yükseldi. Anadolu'yu dolaşanlar, hemen her yerde önlerine çıkan lokantaların içkisiz olduğunun büyük tabelalarla özellikle vurgulandığını görürler. Birçok kentte içki servisi yapan yerlerin sayısının giderek azaldığına tanık olurlar.Yöneticilere sorarsanız kesinlikle bir yasak yoktur. Vatandaş kendi inancı doğrultusunda içki vermemektedir, esnaf içki satmamaktadır.Yabancı fonlar kullanılarak yapılan bilimsel araştırmaların tersine Anadolu'da örtünen kadın sayısının göreceli olarak artığını kolaylıkla gözlemleyebilirsiniz. Yol üzerlerindeki hemen bütün benzincilerde sürekli kapısı kapalı olan mescitler açıldı. Bu da yine kocaman yazılarla duyuruluyor. Ne var bunda, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede normal değil mi derseniz sorun yok. Ama laik hiçbir ülkede böyle bir durumun olamadığı da bir gerçek...
(Tufan TÜRENÇ-Hürriyet- :11 Haziran 2007
)

         Tarikatçı iddiası doğru değil herkes gibi tatil yapıyoruz
 Şile’nin Kızılcaköy İskele mevkiinde tatil yapan bir grup tatilcinin çadırları jandarma tarafından kaldırıldı. Bir gazetede ‘Rufailer yaz kampında’ şeklinde yer alan haber üzerine Şile Jandarması ve zabıta bölgeye giderek çadırları söktürdü.İstanbul’un yaz sıcağından kaçarak denize girmek için Şile sahillerine kamp kuran bir grup Sultanbeyli sakininin çadırları tarikatçılık suçlamasıyla söküldü. Çadırların sahibi olduğunu söyleyen Ömer Çağıl, haziran ayında kurduğu çadırlarda akrabaları ile mahallelerindeki komşularını ağırladıklarını söyledi. Çağıl, “Bu çevrede yüzlerce çadır var. Bizim de beş çadırımız vardı. Bizler muhafazakar insanlar olduğumuz için kadınlar ayrı yerde biz ayrı yerde denize giriyoruz. Kimsenin de denize girmesine engel olmuyoruz.” diye konuştu. Hazine arazisine çadır kurmak için kimseden izin alınması gerekmediğine dikkat çeken Çağıl, “Buraları ele geçirmek isteyenler bizim varlığımızdan rahatsız olup şikayet etti.” dedi. ‘Gece toplu namaz kılıyorlar’ eleştirilerini gülünç bulduklarını belirten kamp sakinleri, “Yatsı namazını cemaatle kılıyorduk. Namaz kılmak ne zamandan beri suç?” diye sordu. Şile Belediye Başkan Vekili Uygun Denizci ise ilçenin 100 km’lik bir sahil şeridine sahip olduğunu belirterek, “Bu sahillerde yüzlerce çadır kampı bulunuyor.” dedi. Kamp yerlerinin denetimleri dışında olduğunu belirten Denizci, şunları söyledi: “20 yıldır buralarda kamplar kurulur. Hazine’nin arazisine bilgimiz dışında kurulmuş kamplardır. Kimsenin görüşünü, fikrini sorma yetkimiz yok.”
  25.08.2006
 

           Hürriyet'in İmam asparagası
  Sağlık-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Semih Durmuş,''Sağlık Bakanlığı'nın çeşitli kademelerinde 14 yıl görev yapan ve imam olduğu iddia edilen Selahattin Çolak hakkında yazılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır'' dedi...''Elbette haber yapılacak, ama doğruları yazmak gerekir. Zonguldak İl Sağlık Müdür Yardımcısı olan Selahattin Çolak, görevini 15 aydır vekalaten, son 3 aydır da asaleten yürütmektedir. Haberde konu vurgulanırken, sanki arkadaşımız herhangi bir camide imamlık yaparken kolundan tutulup bu göreve getirilmiş gibi bir hava yaratılmıştır. 10 yıldır imamlık yaptığı asla doğru değildir...Vekaleten yürüttüğü görevi süresince müdürlüğün gelirini 200 bin YTL'den 1 milyon YTL'ye çıkararak çalışkanlığını kanıtlayan bu kişinin takdir edilmesi gerekirken, çirkin saldırının tercih edilmesini esefle kınıyor, takdiri halkımızın vicdanına sunuyoruz.''

                                        'Oruç terörü kaydı sildirdi' haberi de yalan çıktı


    Bugün bir gazetede çıkan, 'Oruç terörü kayıt sildirdi' haberinin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Okuldan ve kaldığı özel yurttan kaydını sildiren öğrenci, ailesini inandırmak için yalan söylediğini itiraf etti. Rize Üniversitesi Rize Meslek Yüksek Okulu Muhasebe

 Bölümü'ne bu yıl kayıt yaptıran Erdinç Eren, kalmak için özel bir yurdu tercih etti. Daha sonra şehre uyum sağlayamayan Eren, Rize'de okumaktan vazgeçip memleketine dönmeye karar verdi. Eren, 27 Eylül tarihinde kaldığı yurdun idarecilerinden izinsiz Ankara'ya ailesinin yanına gitti. Eren, kendi ifadesine göre, okuldan ayrılışına haklı bir gerekçe bulmak için de ailesine 'kaldığı yurtta oruç tutmadığı için bazı öğrenciler tarafından dövüldüğü' yalanını söyledi.
   Ankara'daki evlerinde telefonla konuştuğumuz iddiaların odağındaki öğrenci Erdinç Eren, 'Oruç tutmadığı için yurtta dayak yediği' yalanını kendisinin uydurduğunu söyledi. Eren, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki ''Oruç terörü kayıt sildirdi - Sahura kalkmadığı için dövülen Erdinç Eren, okuldan ayrılarak memleketine döndü' haberini hatırlatmamız üzerine; "Yanlış bir haber o. Ben bunu aileme de izah ettim. Bu tamamen bir yalandı. Okuldan ayrılmak için aileme karşı uydurulmuş bir yalandı. Haberde yazılanların hepsi yalan. Çok pişmanım." dedi. Kendisinin hiçbir gazeteye açıklamada bulunmadığını da iddia eden Eren, "Ben gazetecilerle konuşmadım. Aileme o şekilde söyledim. Gazeteci, babam ve annem ile konuşmuş." ifadelerini kullandı.
     Özel Huzur Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu Müdürü Mustafa Er ise yurtta böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığının altını çizdi. Er, "26 Eylül tarihinde gece bir arkadaşımıza sabah ailesinin yanına gideceğini fakat izin kağıdını henüz almadığını söylemiş. Arkadaşımız da, 'sabah idareden izin kağıdını alırsın' demiş. Fakat, o sabah yurttan izinsiz bir şekilde gitmiş. 27 Eylül tarihinde akşam öğrencinin yurtta olmadığı anlaşılınca biz ailesini aradık. Telefona annesi çıktı ve Erdinç'in, okullar bir hafta ertelendiği için Ankara'ya geldiğini bildiklerini söyledi. Daha sonra babası ile konuştuğumuzda, 'oğlunun yurtta kendilerini dövüldüğünü söylediği' belirtti. Biz böyle bir şeyin olamayacağını belirttik. Kendileri de bize çocukla konuştuktan sonra konuşacaklarını söylediler." diye konuştu.
    Haber üzerine öğrenciyi kendilerinin de aradıklarını kaydeden Er, öğrencinin okuldan ayrılmak için ailesine böyle bir yalan uydurduğunu kendilerine de belirttiğini söyledi.
( Zaman :
06.10.2006 )
       BABA  AÇIKLAMA YAPAR :"  Cumhuriyette  yazanların hepsi yalan " ( Vakit : 09.10.06 )

      
 

 

 

 

 


   Namaz kılındığı iddia edilen yeri basın mensuplarına gösteren Yavuz, "Burası öğrencilerin beden eğitimi dersine çıkarken üstlerini değiştirdikleri yer. Ayrıca tiyatro ve bando takımında görev alan öğrenciler buraya malzemelerini koyuyor." diye konuştu. Yavuz, okulda öğrencilerle birlikte namaz kıldığı iddia edilen Müdür Yardımcısı Sani Tunç'un iki hafta önce okulda göreve başladığını, bu görüntülerin ise daha önceki tarihlerde çekildiğinin iddia edildiğini kaydetti.( Zaman :31.05.2007 )

 


     Namaz suç ama ..;
    Sevdiği kız için lisede bir sınıf öğrenciyi bomba tehdidiyle rehin aldı
(Milliyet :01 Haziran 2007)
   Bomba, silah, kroki var ama örgüt için delil yok.Ankara Eryaman'da bomba imalatında kullanılan malzemeler, çok sayıda patlayıcı ve silahla ele geçirilen "Atabeyler" çetesinin yargılandığı davada savcı, çete kurmak ve ihtilal teşebbüsünde bulunma fiillerinin oluşmadığını belirterek, beraat istedi .(Yeni Şafak:31.05.2007)
 
 KEMER'DE ÖZEL BİR OTEL: Eşcinseller için 'özgür bir tatil' (Birgün:31/05/2007)

                                                                                MİNİ ETEKLİ KIZA KEZZAP YALANI !
    Milliyet-Hürriyet-Posta...(15/02/2008):Habere göre, Mersin,Tarsuz ilçesinde mini etek giyen iki ilköğretim öğrencisinin ayaklarına kezzap atılır:AMA;Mağdure B.S.Y. olayı yalanlar." ... Eteğim uzundu.Bana laf atanda olmadı.Kesinlikle yapılan haberler yalan..."        der.Tarsus kaymakamı ve Emniyet müdür de olayın etek boyu ile ilgisinin olmadığını bildirirler.