|
|
|
Ramazan ayında, seccade
takke’den, dini kitap ve tefsirlere...dek hediyeler vererek dine
hürmet gösteren bir hüviyet kazanan medya (T.V. gazete dergi...),
yılın geri kalan 11 ayında İslâma, Müslümanlara, Kur’an Kursları’na,
İmam-Hatiplere... kısaca dini olan her şeye nasıl bakmaktadır.
Tarihe mal olmuş çarpıtma haberleri (31 Mart Vaka’sından Menemen
olayına dek...) bir kenara bırakacak olursak günümüzde medyanın
İslâm’a ve Müslümanlara bakış açısı nasıldır.
Olayları önce,medyada taraflı ve
yalan olarak okuyucuya aktarılmış hali ile, dîni hassasiyeti ön
plânda olan gazeteleri araştırıp buldukları, olayın asıl iç yüzünü,
gerçeğini yan yana koyup okuyucuya sunuyoruz:
- DPT,
tarikatçı yuvası: Hürriyet’in bu haberi DGM savcısınca
yalanlanıyor:DPT’de tarikatın izi yok.
- Oruç tutmuyor
diye öldürdüler: Emniyet Müdürü olayın çeteler arası bir mesele
yüzünden çıktığını vurgularken vali basının olaya bakışını
yadırgar.
- Namazı
kaçırınca öğrenci komaya: Yeni Asır’ın bu haberini dayak yediği
ileri sürülen öğrenci Kâmil yalanlamaktadır: Namaz yüzünden dayak
yemedim.
- Azgın Şeyh:
Ekip gazetesi Mısırlı bir bayan artistin fotoğrafını alarak
Fatih’te yaşayan sapık bir şeyh olduğunu yutturmaya çalışır.
- Uhud Kur’an
Kursu: Kanal D’de söz Fato’da programında “söylediklerimin tamamı
yalan herkesten özür diliyorum” diyerek olayın düzmece olduğunu
itiraf eden Kadir’in önceki açıklamaları doğruymuş gibi
yayınlanır.
- Öğrenci
bunalım kurbanı, ölesiye dövdüler: Dayak yediği iddia edilen
İmam-Hatipli Hüseyin: Derslerimi düzeltirsem yine aynı yurdu
tercih edeceğim diyerek haberin yalan olduğunu söylüyor.
- Muhasebeciye
şeriatçı saldırı: Cumhuriyet gazetesinin muhasebecisi Sevim hanım
tesettürlü bayanlara yolda sataşır, hıncını alamaz, bir de bu
yalan haberi gazeteye yazdırır.
- Şeriatçılar
Kutlar’ımıza kıydılar: Yazarları Onat Kutlar’ı şeriatçıların
öldürdüğünü manşetten iddia eden gazete bir yıl sonra katilin
PKK’lı olduğunu öğrenecektir.
- Şeriat
kurbanı gelin: Gözcü gazetesi düğün esnasında böbrek
yetmezliğinden ölen kızı babası ile evleniyormuş gibi yazıp suçu
da İslâm’a atarlar. Halbuki damat adayı ölen kayın pederimin
fotoğrafını yayınlamışlar diyerek isyan etmektedir.
- Kur’an
Kursu’nda falaka: Yeni Asır gazetesi kemik erimesi hastalığı olan
Nurullah’ın hastane yolculuğunu kursta yediği falaka (!) ile halka
duyurmuştur.
- Kuran Süper
Market: Cumhuriyet, sahibinin soyadı olan Kuran adını alan markete
Kur’an’ı kullanıyorlar suçlamasında bulunurlar.
- Şûra Süresi
39. Ayetin Mealini “ İllegal bir dinci örgütün Şûra
toplantılarında alınan bir karar olarak yazan Cumhuriyet yazarı
Çetinkaya....
- Göz Nuru
Vakfı’nı adındaki Nur kelimesinden dolayı dinci vakıflar listesine
koyan, Lionslar tarafından kurulduğundan habersiz yazı
yazan Nail Güreli ...
- İstanbul'da
pikniğe giden ve ellerindeki oyuncak tüfeklerle balonlara ateş
eden insanları "irtica kampında eğitim " manşeti ile duyuran ve
sadece iki günde yalan haberi ortaya çıkan Hürriyet,
- Zaten
Hristiyan olan 2 kadın Türkçe olan isimlerini değiştirmek
isteyince "2 kadın Hristiyan oldu "diye yazan Milliyet
gazetesi....
1450 senedir her
sene hac mevsiminin tam ortasında, kurban bayramı vakti gelir. Bu,
1450 keredir böyle olurken, bundan habersiz olarak “Bu sene hac
mevsimi, kurban bayramına tekabül etti. “ diye yazan, Yolculuk esnasında, 4 rekâtlık farz
namazların 2 rekât kılındığından habersiz olup, “Refahçılar
Türkiye’den ayrılınca namazı iki rekâta indirdiler, oda gösteriş
için...” diye yazan , Yüzlerce yıl önce vefat
etmiş Abdulkadir Geylâni ile Ahmet er Rufai hazretleri için, “1996
yılında Rufai lideri Ahmet er Rufai ile Kadiri tarikati lideri A.
Kadir Geylâni, güneydoğu Anadolu’da gizlice bir araya geldi “,
diye yazan, Cuma namazının, Cuma
günleri her erkek Müslüman’a kılmanın farz olduğunu bilmeden,
“Irak takımı galibiyet için toplu halde Cuma namazı kıldı, ancak
ne yazık ki maçı Kuzey Kore 3-2 kazandı” diye yazan, Antalya
müftüsünün keçisi çalınmış iken, “Müftü keçi çaldı” diye yazan,
......... gazetelerin, bundan sonra İslâm ile ilgili yazacaklarına
inanıp inanmamayı siz okurların vicdanına
bırakıyoruz.
“Size bir fasık haber getirdiği zaman onu
araştırın, sonra yanlış bir hükme varırsınız da yaptığınıza pişman
olursunuz”
(Hucurat: 6)
|
AhlâksIz
infaza hukuk
tokadI!
İstanbul’daki patlamaların ardından Suriye’den getirilen ve
kartel gazeteleri tarafından “bombacı”, “terörist” ve
“Katil” olarak lanse edilen Hilmi Tuğluoğlu ve eşi Leyla
Tuğluoğlu ile Mustafa Hız beraat etti... ( 21.06.2004 )
|
|
|
Hürriyet'in
irtica balonu Reklam yorumlarıyla
tanınan Prof. Ali Atıf Bir, imzasız bir e-postayı köşesine
alınca, Hürriyet de iddiayı "üniversitede 31 Mart vakası"
diye haber yaptı. Ancak iddiaları bizzat dekan
yalanladı.İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim
Fakültesi kantininde "kız öğrencilerin zorla başının
kapattırılarak Kur'an dinlettirildiğine" ilişkin iddiaların
gerçek dışı olduğu ortaya çıktı.Hürriyet yazarı Prof. Ali
Atıf Bir, önceki gün köşesinde, bir imzasız e-posta mesajına
yer verdi. Mesajda, "İstanbul Üniversitesi Eğitim
Fakültesi'nde bir grup öğrenci, diğer öğrencileri kantine
kapattı ve zorla Kur'an dinlettiler. Başı açık kızların
başlarını da zorla örttürdüler. Dekanlık müdahale etti ama
öğrencileri çıkaramadı, polis müdahale etti. Okula korku
içinde gitmek istemiyoruz" denildiğini yazan Bir, olayı
yorumladı ve bu tür olayları düzenleyenlerin okuldan
atılması gerektiğini yazdı. Hürriyet gazetesi de dün, aynı
imzasız elektronik postaya dayanarak bir haber yayınladı ve
Bir'in zaman vermemesine rağmen, "olayın 31 Mart Vak'asının
yıldönümü nedeniyle yapıldığı"nı yazdı. Gazete, fakültenin
öğrenci temsilcisi olan Selim Akduman adlı öğrenciyi de
hedef gösterdi. KESİNLİKLE YALAN :Yeni Şafak'ın sorularını
cevaplayan Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.
Yusuf Avcı, "Biz öyle bir duyum almadık. Zorla Kur'an
dinletildiği yolunda duyum da almadık" diyerek yaşananları
şöyle anlattı: "Kantinde bir kişi birkaç kişiye Kur'an
okumuş, diğerleri de dinlemiş. Olay sadece 5 dakika kadar
sürmüş. Müdahalaye gerek kalmadan dağıldılar. Diğer
öğrencilere zorla başını kapattırma ya da zorla Kur'an
dinletme gibi bir olay kesinlikle yok" dedi. Avcı, konuyla
ilgili soruşturmanın da sürdüğünü söyledi.DAVA AÇACAĞIM
:Haberlerde hedef gösterilen Selim Akduman adlı öğrenci de,
yazara ve gazeteye tekzip göndereceğini ve tazminat davası
açacağını söyledi. Akduman, "Kantine girdiğimde biri
sessizce Kur'an okuyordu. Öğrenci Temsilcisi olduğum için,
kantinde bunu yapmalarının doğru olmadığını söyledim ve
dağılmalarını istedim. Dağıldılar" dedi. Aynı kantinde daha
önce başka öğrencilerin de Karl Marks'ın kitabını okuduğunu
anlatan Akduman, o öğrencilere de müdahale ettiğini söyledi.
( Yeni Şafak :18.04.2006
) |
|

İFTİRAYI ATAN ÖĞRENCİ TKP’Lİ
ÇIKTI Olayın,Hürriyet yazarı
Ali Atıf Bir’e mektup gönderilmesiyle gündeme geldiğini
ifade eden Selim Akduman,iftira dolu mektubu gönderen
öğrencinin, Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) fakülte
sorumlusu T.B olduğunu söyledi...BİZE İFTİRA ATAN
KOMÜNİSTLER, HER TÜRLÜ İLLEGAL FAALİYETTE BULUNUYOR : Selim
Akduman, kendilerine iftira atarak, Hürriyet’te kendisini
hedef gösteren, hakkında soruşturma açılmasına yol açan
komünist öğrencilerin, okulda her türlü illegal
faaliyetlerde bulunduklarını söyledi. Akduman, “Komünist
öğrenciler, iki hafta önce okulun kantininde toplu bir
şekilde Karl Marks’ın ‘Das Kapital’ini okudular. Okulun her
yanına illegal, dinimize ve kanunlara aykırı afişler
asıyorlar. Yani bunlar sürekli illegal çalışan bir grup.
Bunların amacı; bizim fakültedeki temsilciliğimizi
kaldırmak” diye konuştu. ( Vakit
:18.04.2006) |
 |
Hürriyet’in fotoğraf yalanı
BELGELENDİ Hürriyet gazetesinin, Zeynep Bingöl isimli
hekimin, “mesai saatinde başını örttüğünü” iddia ettiği
haberde kullandığı fotoğrafın başkasına ait olduğu ortaya
çıktı.Hürriyet gazetesinin, Zeynep Bingöl isimli hekimin,
mesai saatinde başını örttüğünü iddia ettiği haberde
kullanılan fotoğrafın başkasına ait olduğu ortaya çıktı.
Yalan haber, “doğrulatmak” için “delil” olarak gazeteye
basılan fotoğraftaki kişinin Dr. Zeynep Bingöl olmadığı;
gazetenin dünkü sayısındaki tekzip ile
doğrulandı.VALİLİK
İNCELEDİ: FOTOĞRAFTAKİ KİŞİ O DEĞİLHürriyet’in dün 25. sayfasında yer
alan tekzip metninde, gazetenin 2 Ocak 2006 günü yayımlanan
sayısında “Doktorun Türban Israrı” başlıklı haberin yalan
olduğu yer aldı...Hürriyet’in haberi üzerine Erzurum
Valiliği tarafından yapılan incelemede, haberde kullanılan
beyaz önlüklü ve başörtülü bayan fotoğrafının Dr. Zeynep
Bingöl’e ait olmadığı tespit edildi. Valiliğin hazırladığı
tekzip metni, gazetenin dünkü sayısında mahkeme kararı
gereği yayınlandı.Gazetenin beyaz önlüklü olarak bastığı
ikinci fotoğraftaki kişinin de kendisi olmadığının altını
çizen Dr. Zeynep Bingöl, “Artık herkes beyaz önlük giyiyor.
Beni başörtülü olarak beyaz önlükle fotoğraflayamayınca,
beyaz önlüklü bir başörtülü bayanın fotoğrafını benim
fotoğrafım diye yayımlamışlar. Daha sonra haberi yazan
gazeteci özür dilemeye geldi. Ona, fotoğraftaki kişiyi
tanıyıp tanımadığını sordum. Tanımadığını söyledi” diye
konuştu ( 14.06.06
) |
|
Bodrum Müzesi’ndeki
‘tarihî’ yazI 12 yIllIk çIktI
Sabah, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri
dün yayınladıkları bir haberde, 5 asırdan beri Bodrum
Müzesi'nin zindanında duran
Latince ‘Tanrı'nın olmadığı yer' yazısının
silinmek istendiğini duyurdu. Ancak, bu yazının 500 yıllık
değil, 12 senelik olduğu anlaşıldı. ‘Inde Deus Abest'
yazısını Saint Jean şövalyeleri değil, 1994 yılında müzenin
eski müdürü Oğuz Alpözen'in talimatıyla teknisyen Behçet
Dinçer yazmış. Bu durum, yazıdan rahatsız olan bir turistin
geçtiğimiz yıl ocak ayında müze müdürlüğüne başvurmasıyla
ortaya çıkmış. Şikayet üzerine bir komisyon kurarak konuyu
inceleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, ilginç bir sahtecilik
olayı ile karşılaşmış. Teknisyen Behçet Dinçer, komisyona
verdiği ifadede, ‘yazıyı, eski müze müdürünün verdiği
Latince metne göre taşı kazıyarak yazdığını’ söyledi. Bunun
üzerine bakanlık, Muğla Valiliği'ne bir yazı göndererek
hiçbir tarihî ve arkeolojik değeri olmayan yazının
kaldırılmasını istedi. Muğla Valisi Temel Koçaklar da, dün
yaptığı açıklamada, tarihî eseri kazıtan eski müze müdürü
hakkında yasal işlem başlatacaklarını söyledi
Teknisyen Dinçer: Duvara yazıyı ben
yazdım Bu olayın basına yansıması ve bakanlığın dün bu
konuda basın açıklaması yapması üzerine aradığımız teknisyen
Behçet Dinçer, devlet memuru olduğu için görüş
bildiremeyeceğini; ancak bakanlığa verdiği ifadenin doğru
olduğunu ve arkasında durduğunu söyledi. Kültür Varlıkları
ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün ise 1994’te bir
teknisyene, dönemin müze müdürü tarafından zorla yazdırılan
“Tanrı’nın bulunmadığı yer” yazısıyla ilgili o döneme ait
Latince yazılar konusunda uzman iki kişiyi Bodrum’a
gönderdiğini açıkladı ( Zaman :
14.06.2006 )
|

Amaç nedir , Kamu oyu
nereye yönlendirilmek istenmektedir...? İHL, K.Kursları ,
başörtüsü düşmanlığı ile bir bağlantısı var mıdır bu yalan ve
düzmece haberlerin.ve BİZLER SADECE BU GAZETELERİ ALMAMAKLA
sorumluluktan kurtulabilmekte miyiz acaba?
ÖNEMLİ NOT : BUNDAN SONRA İSLAM
HAKKINDA ÇIKAN YALAN HABERLERİN HEMEN ERTESİ GÜN - EN GEÇ
İKİ GÜN SONRA - ALINACAK BİR " VAKİT, ZAMAN,..." GİBİ DİNİ
HASSASİYETİ OLAN GAZETELER OLAYLARIN ASIL MAHİYETİ HAKKINDA
DOYURUCU VE TARAFSIZ BİLGİLER SİZLERE SUNACAKLARDIR !
|

ALLAHIN BELASI GAVUR AŞIKLARI
...!NURCU KUTLULAR : "DEPREM İLAHİ İKAZDIR" DEDİĞİ İÇİN
MİLLİYET DAHİL LİNÇ EDİLDİ, HAPSE ATILDI..AMA KONU
HIRISTIYANLIK OLUNCA BI ANDA "ILAH" LAIKLIGE ZARAR VERMEDEN
OLAYA DAHIL EDEILEBILDI..NEDEN CÜNKÜ BU ILAH
ISEVILERE TORPILLI ...! LAIKLIGE BISI OLMAZ O ZAMAN..!
OLAYIN
ASLI NE?YANGIN ZATEN BU EVDEN BASLADI VE YAYILDI.YANI
EVE GELINCE DURMADI..ORADAN BASLADI, YAYILDI...ZATEN ILK
ANDAN ITIBAREN EV KORUMAYA ALINDI ...! |
|
‘İşkenceci patronun
şeyhlikle ilgisi yok’
Meryem Sak isimli
çalışanına işkence eden işadamı Mustafa Hüseyin Kıvrık’ın
‘şeyh’likle bir ilgisinin olmadığı belirtildi. Kıvrık’ın,
Andora isimli şirketinin muhasebe işlerine bakan firmada
çalışan Osman Göçer, ismi kaynak gösterilerek yapılan
‘İşkenceci patron şeyhmiş’ haberlerinin gerçeği
yansıtmadığını belirterek, “Benim öyle bir ifadem olmadı.”
dedi. Antalya’da 2 ay boyunca işkenceye maruz kalan
Meryem Sak’ın hastanedeki tedavisi sürüyor. Genel cerrah
uzmanı Operatör Doktor Musa Akşit, Meryem’in olayları
hatırladıkça içine kapanmaya başladığını söyledi. Akşit,
genç kızın iyileşme süresi boyunca yapacağı konuşmaların
sağlıklı olmayacağı gerekçesiyle dışarıyla konuşmasının
yasaklandığını bildirdi.Sak’a işkence yaptığı belirtilen
işadamı Kıvrık’ın şeyh olduğuna ilişkin gazetelerde yer alan
haberler üzerine açıklama yapan muhasebeci Osman Göçer,
kullanmadığı ifadelerin kendi ağzından çıkmış gibi
yazıldığını iddia etti. Çalıştığı muhasebe bürosunun
mükellefleri arasında Andora adlı şirketin de yer aldığını
söyleyen Göçer, “Bu kişinin şeyhlikle bir ilgisi olduğunu
görmedim, şahit de olmadım. Hürriyet’ten gelen arkadaşlara
böyle bir beyanım olmadı. Ağzımdan çıkmayan ifadeler
kullanılmış. O kişiyi sadece mükellef olarak tanıdığımı
beyan ettim.” diye konuştu. Meryem Sak’a 2 ay boyunca
işkence yapan Mustafa Kırık’ın, ifadesinde evinden kaçtığı
için elini bağladığını, defalarca uyardığını, kendini
dinlemediğini ve bundan dolayı da sinirlenerek dövdüğünü
söylediği belirtildi. Meryem Sak'ın ölmesi halinde bütün
sorumluluğu erkek kardeşinin üstleneceği öğrenildi.
(Zaman :25.08.2006
) |
 |
YAZARA GÖRE LAİKLİK
NELER İLE ÖRTÜŞMEZ! - YUH YANİ!-
'Hedef muasır medeniyetler'
diyenlerin Türkiyesi İki yaz önce Çeşme'de iki
tane tesettür oteli olduğunu söyledi dostlar. Bir tanesini gezmek
istedik ama gruptaki hanımların başları açık diye içeri
sokmadılar. Girip çıkanlardan da anladığımız kadarıyla sadece
kadınları tesettürlü olan aileler kabul ediliyordu. Broşürlerden
öğrendiğimize göre, otelde kadınların denize girecekleri plaj ve
yüzme havuzu ayrı ve paravanlarla çevrili.Lokantalarda ise
kesinlikle içki servisi yapılmıyor.İbadet için mescitler de ayrı.
Yine Çeşmeli dostların verdiği bilgiye göre her iki "Tesettür
oteli" de ful çekiyormuş. Bir üçüncü "Tesettür oteli"
de inşa halindeymiş. (Bu otel şimdi çalışıyor.)Önceki günkü
Milliyet'te bu konuda bir haber vardı. Habere göre son iki yılda
Türkiye'deki "Tesettür otelleri"nin sayısı hızla arttı.
Ilımlı İslam rejimine adım adım sürüklenen Türkiye'nin yeni turizm
modelinin tesisleri olan "Tesettür otelleri"nin sayısı 4
yılda 6'dan 27'ye yükseldi. Anadolu'yu dolaşanlar, hemen her yerde
önlerine çıkan lokantaların içkisiz olduğunun büyük tabelalarla
özellikle vurgulandığını görürler. Birçok kentte içki servisi
yapan yerlerin sayısının giderek azaldığına tanık
olurlar.Yöneticilere sorarsanız kesinlikle bir yasak yoktur.
Vatandaş kendi inancı doğrultusunda içki vermemektedir, esnaf içki
satmamaktadır.Yabancı fonlar kullanılarak yapılan bilimsel
araştırmaların tersine Anadolu'da örtünen kadın sayısının göreceli
olarak artığını kolaylıkla gözlemleyebilirsiniz. Yol üzerlerindeki
hemen bütün benzincilerde sürekli kapısı kapalı olan mescitler
açıldı. Bu da yine kocaman yazılarla duyuruluyor. Ne var bunda,
yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede normal değil mi derseniz
sorun yok. Ama laik hiçbir ülkede böyle bir durumun olamadığı da
bir gerçek... (Tufan TÜRENÇ-Hürriyet-
:11 Haziran 2007)
|
Hürriyet'in İmam asparagası
Sağlık-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Semih Durmuş,''Sağlık
Bakanlığı'nın çeşitli kademelerinde 14 yıl görev yapan ve
imam olduğu iddia edilen Selahattin Çolak hakkında yazılan
haberler gerçeği yansıtmamaktadır'' dedi...''Elbette
haber yapılacak, ama doğruları yazmak gerekir. Zonguldak İl
Sağlık Müdür Yardımcısı olan Selahattin Çolak, görevini
15 aydır vekalaten, son 3 aydır da asaleten yürütmektedir.
Haberde konu vurgulanırken, sanki arkadaşımız herhangi bir
camide imamlık yaparken kolundan tutulup bu göreve
getirilmiş gibi bir hava yaratılmıştır. 10 yıldır imamlık
yaptığı asla doğru değildir...Vekaleten yürüttüğü görevi
süresince müdürlüğün gelirini 200 bin YTL'den 1 milyon
YTL'ye çıkararak çalışkanlığını kanıtlayan bu kişinin takdir
edilmesi gerekirken, çirkin saldırının tercih edilmesini
esefle kınıyor, takdiri halkımızın vicdanına sunuyoruz.''
|
 |
|
'Oruç terörü kaydı sildirdi' haberi de yalan
çıktı

Bugün bir gazetede çıkan, 'Oruç
terörü kayıt sildirdi' haberinin gerçeği yansıtmadığı ortaya
çıktı. Okuldan ve kaldığı özel yurttan kaydını sildiren
öğrenci, ailesini inandırmak için yalan söylediğini itiraf
etti. Rize Üniversitesi Rize Meslek Yüksek Okulu Muhasebe
Bölümü'ne bu yıl kayıt yaptıran Erdinç Eren, kalmak için
özel bir yurdu tercih etti. Daha sonra şehre uyum
sağlayamayan Eren, Rize'de okumaktan vazgeçip memleketine
dönmeye karar verdi. Eren, 27 Eylül tarihinde kaldığı yurdun
idarecilerinden izinsiz Ankara'ya ailesinin yanına gitti.
Eren, kendi ifadesine göre, okuldan ayrılışına haklı bir
gerekçe bulmak için de ailesine 'kaldığı yurtta oruç
tutmadığı için bazı öğrenciler tarafından dövüldüğü'
yalanını söyledi.
Ankara'daki evlerinde telefonla konuştuğumuz iddiaların
odağındaki öğrenci Erdinç Eren, 'Oruç tutmadığı için
yurtta dayak yediği' yalanını kendisinin uydurduğunu
söyledi. Eren, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki ''Oruç terörü kayıt
sildirdi - Sahura kalkmadığı için dövülen Erdinç Eren,
okuldan ayrılarak memleketine döndü' haberini hatırlatmamız
üzerine; "Yanlış bir haber o. Ben bunu aileme de izah
ettim. Bu tamamen bir yalandı. Okuldan ayrılmak için aileme
karşı uydurulmuş bir yalandı. Haberde yazılanların hepsi
yalan. Çok pişmanım." dedi. Kendisinin hiçbir gazeteye
açıklamada bulunmadığını da iddia eden Eren, "Ben
gazetecilerle konuşmadım. Aileme o şekilde söyledim.
Gazeteci, babam ve annem ile konuşmuş." ifadelerini
kullandı.
Özel Huzur Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu Müdürü Mustafa
Er ise yurtta böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığının
altını çizdi. Er, "26 Eylül tarihinde gece bir arkadaşımıza
sabah ailesinin yanına gideceğini fakat izin kağıdını henüz
almadığını söylemiş. Arkadaşımız da, 'sabah idareden izin
kağıdını alırsın' demiş. Fakat, o sabah yurttan izinsiz bir
şekilde gitmiş. 27 Eylül tarihinde akşam öğrencinin yurtta
olmadığı anlaşılınca biz ailesini aradık. Telefona annesi
çıktı ve Erdinç'in, okullar bir hafta ertelendiği için
Ankara'ya geldiğini bildiklerini söyledi. Daha sonra babası
ile konuştuğumuzda, 'oğlunun yurtta kendilerini dövüldüğünü
söylediği' belirtti. Biz böyle bir şeyin olamayacağını
belirttik. Kendileri de bize çocukla konuştuktan sonra
konuşacaklarını söylediler." diye konuştu.
Haber üzerine öğrenciyi
kendilerinin de aradıklarını kaydeden Er, öğrencinin okuldan
ayrılmak için ailesine böyle bir yalan uydurduğunu
kendilerine de belirttiğini söyledi.
( Zaman :06.10.2006 )
BABA AÇIKLAMA YAPAR :" Cumhuriyette
yazanların hepsi yalan " ( Vakit : 09.10.06
)

Namaz kılındığı
iddia edilen yeri basın mensuplarına gösteren Yavuz,
"Burası öğrencilerin beden eğitimi dersine çıkarken
üstlerini değiştirdikleri yer. Ayrıca tiyatro ve bando
takımında görev alan öğrenciler buraya malzemelerini
koyuyor." diye konuştu. Yavuz, okulda öğrencilerle
birlikte namaz kıldığı iddia edilen Müdür Yardımcısı
Sani Tunç'un iki hafta önce okulda göreve başladığını,
bu görüntülerin ise daha önceki tarihlerde
çekildiğinin iddia edildiğini kaydetti.( Zaman :31.05.2007
)
|
|
 Namaz
suç ama ..; Sevdiği kız için
lisede bir sınıf öğrenciyi bomba tehdidiyle rehin
aldı (Milliyet :01 Haziran
2007) Bomba, silah,
kroki var ama örgüt için delil yok.Ankara
Eryaman'da bomba imalatında kullanılan malzemeler, çok
sayıda patlayıcı ve silahla ele geçirilen "Atabeyler"
çetesinin yargılandığı davada savcı, çete kurmak ve
ihtilal teşebbüsünde bulunma fiillerinin oluşmadığını
belirterek, beraat istedi .(Yeni
Şafak:31.05.2007) KEMER'DE
ÖZEL BİR OTEL: Eşcinseller için 'özgür bir tatil'
(Birgün:31/05/2007) |
 

MİNİ ETEKLİ KIZA KEZZAP YALANI
!
Milliyet-Hürriyet-Posta...(15/02/2008):Habere göre,
Mersin,Tarsuz ilçesinde mini etek giyen iki ilköğretim
öğrencisinin ayaklarına kezzap atılır:AMA;Mağdure B.S.Y.
olayı yalanlar." ... Eteğim uzundu.Bana laf atanda
olmadı.Kesinlikle yapılan haberler
yalan..."
der.Tarsus kaymakamı ve Emniyet müdür de olayın etek boyu
ile ilgisinin olmadığını bildirirler.

|
|
| |