|
İslâm Dîni, kadın hakları üzerinde
titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizâm ve sistemin veremediği müstesnâ
bir makâma sâhip kılmıştır. Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı
Kerîm’inde:"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların
da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur.Rasûlullâh (s.a.v.)
Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte
ve bu konuda: "Kadınların haklarını yerine getirme
husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak
aldınız." buyurmaktadır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde de: "Sizin en
hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben
de ehline karşı en hayırlı olanınızım." buyurur.Peygamber (s.a.v.)
Efendimiz, erkeklere, kadınlara dâimâ iyi davranmalarını tavsiye
ederek:"Mü’minlerin îmân bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına
karşı en hayırlı olanıdır." buyurmaktadır.Vedâ Haccı’ndaki meşhûr
hutbesinde Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Ey insanlar! Kadınlar
hakkında Allâh’dan korkunuz! Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız
vardır.Bazı hadisler : (Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar,
Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!)
[Müslim](Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz.
Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da,
Hz. Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali](Hanımı ile iyi geçinip
şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl](En üstün
mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.)
[Tirmizi](En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına
en iyi davranan benim.) [Nesai](Hanımına güler yüzle bakan erkeğin
defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin](Hanımının
haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.)
[Mürşid-ün-nisa](Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette
onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin](Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi
kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.)
[İ.Asakir] (Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel
olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!)
[Hakim](Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği
nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir
bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.)
[Taberani] (İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.)
[İbni Mace] (İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, maişetlerini güzelce
sağlayanla Cennette beraber oluruz.) [Tirmizi] (Çarşıdan aldığı şeyleri,
erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene, Allahü teâlâ rahmetle nazar
eder. Allahü teâlâ rahmetle nazar ettiğine de azap etmez.) [Harâiti]
(Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır.
Getirdiğiniz meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına verin!
Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayan gibi çok sevap
kazanır. Allah korkusundan ağlayana Cehennem haramdır.) [İbni Adiy] (Üç
kızına, ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette
Cenneti kazanır.) [Ebu Davud] (Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka
sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.) Eshab-ı kiramdan
biri, (İki tane olursa da aynı mıdır?) diye sual edince, Peygamber
efendimiz (Evet, iki tane olursa da aynıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya
bir tane olursa?) diye sual etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa
gene aynıdır.) [Hakim, Harâiti]... Kadınlarınızın da sizin
üzerinizde hakları vardır." buyurarak daha yedinci yüzyılda yüzyirmi dört
bin müslüman hacı namzedine karşı, kadınların haklarını ilk olarak
açıklamışlardır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde:
"Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları dövmeyin,
onlara çirkin demeyin, fenâ söz söylemeyin!" buyurmuşlardır.
Kadınlarla iyi geçinmek Kur’ân-ı Kerîm’in emridir: "Kadınlarınızla iyi
geçinin; eğer onlardan hoşlanmadı iseniz bile!..
Olabilir ki bir şey, sizin hoşunuza gitmez de, Allâh onda bir çok
hayır takdîr etmiş
bulunur." Hz. Peygamber (s.a.v.)
Efendimiz bu konuda: "Kadınlar hakkında
birbirinize hayır tavsiye ediniz!"
buyurmaktadır. Kadınlara karşı daima hoşgörülü olmalıdır. Nitekim bir
hadîs-i şerîfte: "Mü’min bir erkek, mü’min bir kadına
kızıp darılmasın! Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, öbüründen
memnûn olabilir." buyurulur.Bir insanın her işi ve her huyu hoşumuza
gitmeyebilir. Fakat iyi niyetli ve ülfet edilir insan, kendi
hanımında hoşuna gidecek nice meziyetler bulabilir. Onlarla kendisini
memnûn ve mes’ûd edebilir. Bunun için ayıp aramaya değil, meziyet aramaya
bakmalıdır.Zîrâ mârifet iltifâta tâbîdir. İltifatsız mârifet zâyîdir.
"Cennet annelerin ayağı altındadır. " diyen dinimiz
kadına hak etmiş olduğu değeri vermiştir. İslamiyet’in ilk şehidi bir
kadındır. İlk Müslüman bir kadındır. Peygambe-rimizin soyu kızından devam
eder. Hz. Ebubekir’in kitap haline getirdiği dünyadaki tek Kur’an-ı Kerim
Hz.Ebubekir, Ömer, Osman dönemlerinde onlarca yıl bir kadının yanında
kalmıştır. O dönemde ise Hıristiyanlar şunu tartışıyordu bir kadın İncil’e
dokunabilir mi dokunamaz mı. Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine
(imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz.
İsa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır. Fakat mesela, rical
(erkekler) süresi yoktur.
İSLAM'DA KADINA VERİLEN DEĞER
Peygamberimizin
ağzından uydurulan, mevzu - yalan hadisleri ve anlamı saptırılan ayet-i
kerimelerin yorumunu bir kenara bırakırsak İslamiyet’i tanımayan bazı
insanlar İslamiyet’te kadınlara değer verilmediği kadının erkeğin yarısı
kabul edildiğini iddia etmektedirler.
MİRAS
Mirasta erkeğe kadına verilen
miktarın iki katı verildiğini söyleyerek kadına haksızlık yapıldığını
iddia ederler. Halbuki İslamiyet’te kadın erkek mirasta eşit pay alırlar.
Anne, baba, dede, nine... kadın erkek oldukları halde eşit pay
alırlar.
Sadece kız ve erkek kardeşlerde kız kardeşe
erkek kardeşin yarısı kadar verilir. Burada sanki bir haksızlık varmış
gibi gözükmektedir. Fakat, örneğin baba vefat etse babanın üç dairesi olsa
kız kardeş bir erkek kardeş iki daire alırlar. Kız kardeş bir erkekle
evleneceği zaman kız kardeşin bir dairesiyle evleneceği erkeğin ailesinden
kendisine miras kalan iki payı bir araya gelince toplam üç payları olur.
Erkek kardeşinde kendi iki payıyla beraber bir kızla evlenirken evleneceği
kızın bir payıyla beraber onlarında toplam üç payı olur. Ayrıca erkek
kardeş evleneceği kıza mihir verir.İSLAMDA BAŞLIK PARASI YOKTUR , MİHİR
KADINA BOŞANMA VUKU BULURSA BİR SOSYAL GÜVENLİK OLSUN DİYE - SİGORTA-
OLARAK VERİLİR! Böylece iki dairesi erimeye başlar. Yine erkek kardeş
hayatları boyunca evleneceği kadın ve çocuklarının nafakasını (yiyecek,
yatacak, yakacak...) karşılamak zorundadır. İki dairesi erimeye devam
eder. Halbuki kız kardeş mihir alır. Ayrıca hayatı boyunca kendisine ve
çocuklarına erkek bakmak zorundadır. Kendi bir dairesini ise ailesine
harcamak zorunda değildir. O dairesi onun harçlığıdır; satar, bağışlar,
kiraya verir... İsterse kocasına da verebilir.
Kız kardeşe erkek kardeşe verilen miras
miktarının yarısı verilmiştir. Anne, baba, dede, nine ... eşit pay alırken
kız kardeş ile erkek kardeşte sanki haksızlık varmış gibi gözükür.
Miras : 3 daire
Erkek
kardeş
Kız kardeş
2 1
1-) Kız kardeş Erkek
2-) Kız Erkek
kardeş
1
2
1
2
3= +
evleniyor
3= + evleniyor Mihir,
Nafaka (+)
Mihir, Nafaka
(-)
Görüldüğü gibi erkek kardeşe çok miras
payı verilmesinin sebebi onun toplum içindeki ağır sorumluluğundan
dolayıdır. Erkek kardeş aldığı iki payı hep harcayacak , hep eksilecektir.
Kız kardeş ise aldığı bir payın yanında mihir, nafaka alacak. Malı
artacaktır. Bir payı da kendinin olacaktır. Görüldüğü gibi ilk başta erkek
kardeş fazla pay alır gibi görünürse de iş alınan payların dağılımına
kullanılmasına gelince kız kardeşin az payı ile erkek kardeşinden daha
fazla imkan olanak paya sahip hale geldiği görülmektedir. Erkek kardeşe
ailesine -Eşine - verilmesi için fazla verilmiştir. Zamanla bu oran
kız kardeş lehine değişmektedir.
EŞİTLİK
Allah kadınla erkeği eşit yaratmamıştır.
Her ikisini de insan olma yönünden, akıl, bilgi, kültür yönünden eşit olsa
da, kadın erkekten daha duygusal daha hissidir. Erkek ise daha katı,
olaylara daha sert,duygusal yoğunluğu az olan bir açıdan bakar. Bu
psikolojik yönden farklılıktır. Biyolojik yönden, erkekte kas daha fazla
iken kadında yağ daha fazladır. Bu durum erkeğin kadından üstün olduğunu
göstermez.Kadın daha duygusal erkek daha az duygusal, kadın daha çok acır,
sevgi hayatında daha önemli bir yer kapsar, erkekte ise daha az.
Erkek daha güçlü-kaslıdır, kadın daha az güçlü ve kaslı... Her iki
cinsinde üstün- eksik yönleri vardır. (Akılda, düşüncede ... her iki
cinside eşittir ve birbirlerini geçebilirler.)
Bu durum erkeğin üstünlüğünü veya kadının
zayıflığını göstermez. Aksine bu durum her iki cinsin ayrı yaratılış
özelliklerinin doğal sonucudur. Bunu kabul etmeli, yaşam tarzımızı buna
göre ayarlamalıyız.
İslam kadın - erkek
eşitliğini değil kadın erkek adaletini savunur. Eşitlik adalet demek
değildir. Eşitlikte mesela, kadına da erkeğe de 100 kg yükte 50 şer kilo
her iki cinse vermek vardır. Adalette daha kaslı olan erkeğe daha fazla
daha az kaslı kadına daha az yük vermek vardır. Yaratılış özelliğini kabul
bunu gerektirir.
İngiliz kraliyet
ordusunda , kadın erkek tüm
askerlere “ aynı eğitim
programının “ uygulanması , kraliyet ordusu fizikçilerinden Yarbay Ian Gemmel ‘i : Fırsat eşitliği adı
altında kadın askerler eziliyor , diye isyan ettirir.
Erkek
askerlerin eğitimi sırasında
yaralanma oranı yüzde 1.5 iken , kadınlarda bu
oran yüzde 11.1 ‘lere kadar çıkmaktadır .Yarbay Gemmel’e göre bunun
nedeni :
-
Kadın kas ve kemik yapısı erkeklere
göre daha zayıf . Aynı
eğitim kadın bedeninde erkeklere oranla % 39 daha fazla baskı oluşturuyor.
-
Belirli kas olgunluğuna ulaşmak için erkek
askerlerin 3 ay çalışması
yeterli iken , kadınların 6 ay çalışması gerekir.
-
Bu kadın askerlerden 40 tanesi ordu'yu "
bize fazla yükleniliyor " diyerek mahkemeye
başvururlar
( The Sunday Times :10.03.2002)
NASIL Kİ OKULLARDA ÇOCUKLARI
YETENEKLERİNE GÖRE YÖNLENDİRİP EĞİTMEK SAVUNULACAK BİR DURUMSA , İSLAM'DA
DA KADIN VE ERKEĞE DOĞA VE YAPILARINA UYGUN GÖREV DAĞILIMI
YAPILMAKTADIR.RESİME YETENEKLİ BİR ÖĞRENCİYİ MATEMATİK PR.'U YAPMAK
NASIL MANTIKSIZLIK İSE KADIN VE ERKEKLERE DE MİZACLARINA TERS GÖREV
YÜKLEMEK O KADAR TERSTİR. BİR ERKEKTEN NE KADAR ANA SINIFI ÖĞRETMENİ
OLABİLİR, HANIMLARLA KIYASLARSAK...?
İngİlİz donanmasındaki kadın askerlerin dörtte biri cinsel tacize
uğramış
İngiltere'de kraliyet donanmasında görev yapan kadın
askerlerin dörtte birinin, görevleri sırasında en az bir kez
cinsel tacize uğradığı açıklandı.
Donanmadaki cinsel tacizin kabul edilemez bir düzeye - demek kabul
edılebılır Bır duzeyı de var ...!-ulaştığını açıklayan Savunma Bakanlığı, bundan sonra her
vaka için disiplin işlemiyle yetinilmeyip adli işlem yapılacağını
duyurdu.İngiltere'de sadece 2002 yılında donanmada görev yapan
2500'e yakın kadın asker gemide ya da üste bulundukları sırada
tacize uğradıkları gerekçesiyle şikayette bulundu. 2003 yılında ise
donanmada görev yapan kadınların yüzde 22'sinin bu tür şikayetlerde
bulunduğu açıklandı. Bu rakam, 2005 yılında yüzde 25'e kadar
yükselirken, donanmada görev yapan kadınların üçte biri şikayetlerinin
adil biçimde ele alınıp değerlendirilmediğinden de yakındı. Genel
olarak İngiliz ordusunda, aynı türdeki şikayetlerin oranının ise
yüzde 12 olduğu belirtildi.
( Milliyet :
24.06.2005 ) ya ŞİKAYET edılmeyen, edılemeyenler...!
Kadın
subay ve askerlerin yarısı cinsel tacize uğramış
İngiltere'de Kraliyet Hava Kuvvetleri içinde hazırlanan bir
rapor, hava kuvvetleri mensubu kadın asker ve subayların yarısının iş
hayatları boyunca en az bir kez cinsel tacize uğradıklarını ortaya
koydu.Independent on Sunday gazetesi tarafından ele geçirilen rapora göre,
son 12 ayda 1000 kadın asker üstlerine yaptıkları başvuruda bir meslektaşı
hakkında cinsel taciz suçlamasında bulundu.Kadın asker ve subayların en az
iki kez karşı cinsteki üstleri tarafından taciz edildiklerinin de rapor
yazarları tarafından ortaya konulduğunu öne süren Independent, kadın asker
ve subayların en azından cinsel konularda sözle sarkıntılık edilerek
rahatsız edildiklerini kaydetti.Cinsel tacize uğrayanların sadece
yarısının şikayette bulunduğunu iddia eden Independent, üç yıl önce de
benzer bir raporun yayımlandığını, karşılaştırma yapıldığında taciz
sayısının büyük artış gösterdiğinin anlaşıldığını belirtti. Independent,
''Bu durum da ordu komuta kademesini büyük bir kaygıya sürüklüyor'' diye
yazdı.Raporun, hava kuvvetlerinde sadece kadın değil erkek asker ve
subayların da tacize uğradıklarını ortaya koyduğunu duyuran Independent,
erkek subayların ayrıca bazı gruplar tarafından korkutularak
sindirildiklerini de iddia etti. ( Milliyet :24 Ocak 2005
)
ABD ordusunda cinsel taciz arttı
AMERİKAN askerleri arasında yaşanan
cinsel tacizin geçtiğimiz yıla oranla büyük bir artış gösterdiği ortaya
çıktı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan rapora göre,
2004 yılında, Amerikan askerleri arasında yaşanan ve rapor edilen cinsel
taciz sayısı bin 700'den, 2005'te 2 bin 374'e ulaştı. Pentagon yetkilileri
askerler arasında yüzde 40'ı bulan cinsel taciz artışını yeni
uyguladıkları programa bağladı. Pentagon'un yeni programı çerçevesinde
cinsel tacize uğradığını beyan eden askerler, sağlık, rehberlik ve
psikolojik destek alıyor. ABD ordusunda cinsel tacize uğrayanlar, çeşitli
nedenlerden dolayı bu durumu rapor etmediği için cinsel taciz vakalarının
pek çoğu açığa çıkmıyordu. (
Akşam 19.03.2006 )
ABD'li KADIN asker 4 ay tecavü ze uğradı Irak ve Afganistan'daki savaşlarda
binlerce sivilin ölmesi, binlercesinin de yaralanmasının yanında sesi
duyulmayan "kurbanlar" da var.Irak'a 2003 yılında giden Amerikalı Er Abbie
Pickett, "Askerlikte kadınlara üç sıfat takılıyor. Lez biyen, orospu ya da
fahişe" diyor. Tikrit'te 19 kadın ve 140 erkekten oluşan askeri birlikte
11 ay görev yapan Pickett, erkek askerlerin kendilerine yaptığı "göğüs
büyüklüğü ve sek s" konulu ağır şakaları depresyona sokacak boyutta
bezdirici bulduğunu söylüyor.'İKİNCİ GECE ODAMDA' Uzman
çavuş Suzanne Swift (21), 9 Ocak 2006'da firar etti. Bir yıl Irak'ta
Kerbela yakınındaki Camp Lima üssünde görev yapan Swift anlattı:
"Görevimin ikinci gününde bir üstüm odama gelerek beni ilişkiye zorladı.
Dört ay boyunca geceleri hep odama geldi. Boyun eğmek zorundaydım. Karşı
çıktığımda hep ceza aldım. Diğer askerlerin önünde aşağılandım..."
TACİZ, FİRAR ETTİRDİ Genç kadın ülkesine izne döndükten
sonra birliğine teslim olmayıp firar etti. Kısa sürede yakalandı. Rütbesi
düşürüldü. Savaş karşıtlarının kahramanı oldu. Şimdi yargılanıyor.Keri
Christensen (33) de bir başka kurban... İki çocuğunu bırakıp gittiği
Kuveyt'te limandan Irak'a malzeme taşıyordu. Ancak erkek meslektaşlarının
göğüsleri ve cinselliği hakkında sözlü sataşmalarına maruz kaldı. Bir üstü
tarafından cinsel saldırıya uğrayınca şikâyet etti. Hemen sürüldü...
İddiası delil yetersizliğinden reddedildi. ( Sabah:11 Nisan 2007 )

Kadın daha duygusal olduğu
için çocuk eğitimi ve büyütülmesi görevi İslâm’da daha çok kadına
verilmiştir. Çünkü o duygusaldır. Acıma sevme... yoğunluğu erkekten daha
fazladır. Erkek çocuk bakıcısı olamaz. Çünkü erkekte acıma, sevme, şefkat
daha az yoğunluktadır. Halbuki çocuğa sevgi, anne sevgisi lazımdır. Erkek
evi dışından korur. Evin mali yönden devamını sağlar. Kadın evin
içişlerine bakar. Evin ahlaki yönden devamını sağlar. Kadın sadece işte
çalışsa daha çok yıpranır ( o nedenle de kadınlar erkelerden daha az
çalışır, daha önce emekli olur.) ve ailenin, çocuğun eğitimi ile gereği
gibi meşgul olamaz. Aile düzeni bozulur. Aile bozulunca, toplum huzuru,
devlet huzuru bozulur ve sosyal çöküntü başlar. Eşit toplumda çalışan
kadın çocuğunu kreşte büyütür ve sevgi yerine aldığı paraya göre muamele
gören çocuk büyüyünce psikolojik sorunların içine düşer. Kadın erkek eşit
değildir birbirini tamamlayan iki elmanın yarısı gibidirler. Her iki
cinsinde eksik ve fazlalıkları vardır (kas, yağ, şefkat, merhamet, sert,
mizaçlılık...) . Ama her iki cinste insan olmada aklını kullanmada ilimde
kul olmada cennet-cehennem yolunda eşittir ve yarış halindedirler.
Kur’an da Allah-u Teala erkeği kadından üstün
kabul eden bir ayet vardır. Ayeti incelediğimiz zaman üstünlüğün
sorumluluk anlamında kullanıldığını yani erkeğin kadından daha fazla
sorumluluk sahibi olduğunun ayette bildirildiği anlaşılır. Mesela müdür
ile memur. Müdürde insandır memurda. İkisi de akıllıdır. Memurun aklı daha
az veya müdürden aşağıdır diye kimse kabul etmez. Ama müdürün sorumluluğu
işi yetki alanı geniş olduğu için memurdan bir üst makamdır. Ona bazı
konularda emir verebilir. Ama her ikisi de insan, kul, akıl... yönünden
eşit canlılardır.Kur’an da işte sorumluluğu fazla olan erkeği kadına
üstün-sorumlu kabul etmiş iş bölümünde erkeğe daha fazla sorumluluk
yüklemiş yüklenen sorumluluk oranında onu idareci üstün kabul etmiştir.
Aynı durum Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında da söz konusudur. Bazı
konularda kadın erkek eşitsizliği medeni kanunda da
bulunmaktadır.
1-) Medeni kanun Roma hukukuna dayanır. Roma hukukunun
temelinde eşitler arasında birinci erkektir ilkesi vardır. Birinci
eşitsizlik budur. 2-) İkinci eşitsizlik sen evli bir kadınsın
evlendirme memuru sana demiştir ki : “ evin reisi erkektir, kadın onun
muavin ve müşaviridir.” İkinci eşitsizlikte budur.
3-) Üçüncü
eşitsizlik ise sen ticaretle uğraşacağın zaman ticaret odasına kayıt olman
için tüccarlığın muteber olabilmesi için kocanın yazılı muafakatı gerekir.
Kocan gider bin türlü işle uğraşır kimse muafakatını almaz üçüncü
eşitsizlik... 4-) Dördüncü eşitsizlik sen yurt dışına gideceğin zaman
kocanın mutlaka yazılı muafakatı gerekir aksi taktirde kocan şikayet
ederse gidemezsin. Dördüncü eşitsizlik 5-)
Beşinci ve en kötüsü !
Kocanla birlikte borçlanacağın zaman vesayet maka-mının yani sulh
mahkemesinin senin akıl baliğ olduğuna yani aklının başında olduğuna dair
bir karar vermesi lazım ki kocası ile birlikte borçlandığı zaman muteber
olsun. Bu da beşinci eşitsizlik.
Feminizm batı toplumlarında başlamış bir
harekettir ve o tür toplumlar için zorunlu bir harekettir. Çünkü Avrupa’da
kadın, insan mıdır ? İncil’e dokunabilir mi ? ruhu var mı diye tartışılan,
alınıp satılan, akrabaya, misafire peşkeş çekilen, çalışınca ücreti az
verilen ... bir canlı olarak görülür. Böyle toplumlarda kadın tabii ki hak
arama yarışına girişip, reaksiyon gösterip, ileri atılacaktır, hakkını
arayacaktır. Fakat İslam toplumlarında kadının ne insan olma yönünün
tartışılması, ne Kur’an’a dokunmaması durumu, ne alıp satılımı- fahişelik
- durumu söz konusudur. İslâm’da kadın annelik görevini yerine getirdikten
sonra doktor, hemşire, avukat, öğretmen, ... olabilir. Hatta bazı
kadınların yukarıdaki mesleklere sahip olmaları farzı kifayedir, bir
toplumda mutlaka olmalıdır.
Batıda hak arama adalet arama mücadelesi
sonunda sınırlarını zorlamış haklı mücadele aşırı uçlara kaymıştır.
Eşitlik istekleri sonunda insan olma, kadın gücünü, hissiyatını, duygu
sınırlarını zorlar hale gelmiştir. Vucud geliştiren ; kaslı kadınlar,
halter kaldıran, boks yapan ... kadınlar (hepsinde de, yaratılış
mizaçlarında olmadığı için erkeklerden daha az başarılılar). Batıda
erkeklerde de bozulma had safhada da hom o sek süellerin evlenmeleri,
kültürel giyim tarzı dışında (İskoçlar gibi), erkeklerin etek giymesi...
insan cinsi olma sınırlarını zorlayan dinden uzak bu toplumlar
ahlaksızlığın had saflarını zorlamaktadırlar.
Günümüz Türkiye'sinde - 70 yıl aradan sonra , yani kadına haklarının tanındığı ( .... ) 1934’tan , 70 sene sonra yeniden kadın - erkek eşitsizliğini ( 2001 ) önleyecek yeni kanunlar çıkarılmaktadır....kadın hakları adına , kadın haklarının verildiğini iddia edilen kanunlar değiştirilirken. İşin en ilginç yönü ise GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’SİNDE ARTIK ZİNA’NIN BİR SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASIDIR : Yani günümüzde zina edene medeni ( ... ) kanunlarımız
ceza vermez , zinayı suç saymazken , dini nikah yaptıran insanları kanunlarımız suç işlemiş kabul edip , ceza
vermektedirler.
Kadın ve
erkek farklı yaratılmış.. Bu farklara kalp de eklendi. İsveçli bilim adamları kalp
tedavilerinin erkeklerde ve kadınlarda farklı sonuçlar yaratabileceğini
öne sürdüler.Araştırmacılar, Avrupa Kardiyoloji Birliği
Konferansında, kalp tedavilerinin erkeklerde ve kadınlarda farklı sonuçlar
yaratabileceği açıkladılar. Erkeklerin hayatını kurtaran tedaviler
kadınlarda zararlı olabiliyor.İsveç Linkoping Üniversitesi Araştırma
Görevlisi Eva Shawn, “bu sonuçlara çok dikkat etmeliyiz. Yürütülen
araştırmada, görülüyor ki erkeklerde alınan sonuçlar kadınlarda aynı
etkiyi göstermiyor.Eva Swahn, “kadınlarda erkeklerden daha fazla kanama
tehlikesi ortaya çıktı, bu yüzden uyguladığımız tedaviler daha tehlikeli
olabiliyor” şeklinde konuştu.Missisippi Üniversitesinden Kardiyolog Daniel
Jones, “Bence görülen fark şaşırtıcı bir durum değil. Erkeklerde ve
kadınlarda farklı tedavi uygulamamız gerekir. Erkekler üzerinde yaptığımız
araştırmalar kadınlarda aynı sonucu alacağımız anlamına gelemez”
dedi.
04 Eylül 2007
EVLENME
Bazı çevreler,
İslâm’da her erkeğin dört kadınla evlendirildiğini kadının görüşü-nün
sorulmadığını kadının hakkının yenildiğini iddia ederler.
Dört kadınla evlilik (Teaddüt-ü Zevcat) İslâm’da bir
emir, mutlaka yapılması gereken bir farz değildir. Belli şartlarda belli
özelliğe sahip erkeklere tanınan bir olaydır.Öncelikle şunu belirtmek
gerekir. Kur’an da Allah’ü Teala tek kadınla evliliği Müslümanlara tavsiye
etmektedir. Dolayısıyla İslam’da tek eşlilik esastır.Peki dört kadınla
evlilik meselesi nedir ? İslâm’da bir erkeğin bir, iki, üç en çok dört
kadınla evlenmesini belli şartlar dahilinde izin vardır. Bunlar kısaca
şöyledir :
1-) İlk hanımın izin vermesi : Kadın kocası ile evlenirken,
kocasına, benden sonra başka kadınla evlenmezsen seninle evlenirim der,
erkekte kabul ederse bir daha başka bir kadınla erkek evlenmez.Eğer hanımı
izin verirse, erkek ancak o zaman ikinci bir hanımla
evlenebilir.
2-) Belli şartlarda ancak erkek ikinci bir kadınla
evlenebilir. Mesela ; bir savaş olsa erkeklerin sayısı ülke düzeyinde
azalsa (her savaşta olduğu gibi) ülkede kadın nüfusu çok, erkek nüfusu az
olsa. Medeni kanunlara göre her erkek bir kadınla evlense, fazlalık olan
eşitliğin üstünde fazla olan kadınlar ne yapacak? Zina mı, fuhuş mu ? ( I.
Dünya savaşından sonra Almanya’da, Fransa’da olduğu gibi )
Medeni kanunlar buna bir çözüm üretemiyor. Ama
İslam’ın (tek kadınla eşlilik genel tavsiyesi yanında) Taaddüt-ü Zevcat
meselesi gündeme gelir. Sorun kendiliğinden çözülür.İlk hanımın iznini
alan erkek ikinci eşini alır ve toplumda kim kimin eşi, kim kimin çocuğu
belli olur. Toplum ahlakı bozulmamış olur. Türkiye’de çağdaş psikiyatrinin
kurucusu olan Pr. Dr. Mazhar Osman bu nedenle şunu söyler : “Ben Taaddüt-ü
Zevcatı bir kusur değil, kemali eser olduğuna inanıyorum.”.Zaten Avrupa’da
tek eşle yaşayan, zina etmeyen , çocuğu belli olan kaç toplum vardır.
Kendi toplumunun yapısını çok iyi ben Pr. Dr. Forel şunu söylemektedir :
Avrupa’da tek eş taraftarlığı etiket, riyadan başka bir şey değildir.
Erkek hanımını neden kandırsın ki ? Ya izin alır evlenir yada asla zina
yapmaz. Batı ise zina, fuhuş, hom o-lezbiye n bir toplum olma yolunda,
hayvanlarla cinselliğe yönelmiş bir çağdaş lut kavmi konumundadır. Bu
nedenle Angutil, “Acele T. zevcat kabul edilmelidir. Geçen her saat
toplumsal bir suç olmaktadır.” demektedir.Wictor Gambot, Charles Richet;
tek eşlilik, kadına hoş görünmek için uydurul-muş yalan gösteriştir
derler.Wictor Marqveritte, Ayandan Gogslere, Dr. Charles Richet, Binet
Sanglet... batının içine düştüğü buhranı görüp çok kadınla evliliği
savunurlar.
3-) Hanımı izin verirse, ( mali, sosyal-kültürel) şartlarda
uygun olsa, erkek kendine sorar: Alacağım yeni eş ile eski eşim arasında
adaleti sağlayabilecek miyim ? ikisinin çocuklarında da maddi-manevi
adaleti gerçekleştirebilir miyim ? cevabı hayır ise erkek yine evlenemez,
hanımı izin verse de. Yani üçüncü şart “adalet” dir.
Bu üç şartta bir arada olmalı. Biri eksik olsa,
ikinci eş yasaktır.
Özetle erkek ikinci eşle evlenmek isterse; hanımından
izin , kendisinden adalet şartına uyma, şartlarında uygun olması
gerekir.
Bir erkeğe dört kadınla evlenme izni varda, bir
kadına neden dört erkekle evlenme izni yok ?
1- Çocuk olsa kimin olduğu nasıl belli olacak. Neslin
devamı, miras... buna bağlı. Günümüzde bu DNA testleri ile anlaşılabilir. Ya 1400 seneden beri geçen sürede bu nasıl anlaşılacaktı ? O dönemde de
İslam, insan ve evlilik vardı.
2-) Pr. Forel’inde belirttiği gibi erkek çok kadına
temayüllüdür. Ama kadın bir erkeği sever (onunla evlenir veya
evlenemez..).
3-) Kadın gebe kalınca 4 erkek ne yapar ?
4-) Kadın dokuz ayda, erkek bir kaç günde çocuk sahibi
olurlar.
5-) Erkek kıskançtır. (İslâm’da ikinci eş ilk hanımın iznine
bağlıdır.)
Şimdi bir örnek verelim :
Bir mümin erkek ve kadın düşünelim. Erkek hanımına
kötü yoldaki bir kadını gösterip bana izin ver onunla evlenip onu kötü
yoldan kurtaralım dese hanımda izin verse , şartlar uygun olsa adaletli
davranacağına erkek kanaat getirirse ve o kadınla evlenirse... boyalı
basın olayı nasıl değerlendirir ?
“ Erkeğe bak, eşi üzerine kuma aldı. Bu adam aşırı
dinci, yobaz der, kadın haklarını savunur rolüne girişmez mi; araba
lastiği reklamında mayolu kadınları podyumda yürüten bu medya ?
Kadını bataklıktan kurtarmak suç, onu her gün bir kaç erkeğe satma
çağdaşlık kabul edilir. Sanki o satılan kadınlar birinin kızı,
kardeşi, annesi değil, uzaydan geldiler...!
Metres hayatını savunanlar T.Zevcata karşıdırlar.
Genç kızları kandırıp kullanıp atmak varken evlenmeye niyetin yoksa eline
bile dokunamazsın kuralını isterler mi bazı medeni(!)lerimiz. Ayrıca
istisnai bir durum olan ve toplumun devamını amaçlayan bu tür konular
hakkındaki sorular genelde cevap almak için sorulan sorulardan değildir,
art niyetli sorulardır.
İSLAM NORMALDE HER ERKEĞİN BİR KADINLA
EVLİLİĞİNİ TAVSİYE EDER AMA YA ŞARTLAR DEĞİŞİRSE?:TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE
KADIN NÜFUSU ERKEK NÜFUSUNU GEÇTİ:
ERKEK:35.171.000
KADIN:35.362.000 ( POSTA:06.05.2003)
KAZAKİSTAN'DA VE
MALEZYA'DA DURUM DAHA İLERİ BOYUTLARDA ;İKİ ÜÇ KADINA
BİR ERKEK DÜŞÜYOR NÜFUS OLARAK...ÇAĞDAŞ(!) SİSTEM DİYOR Kİ BİR ERKEĞE BİR
KADIN YA DİĞERLERİ NE YAPACAK...!?İSLAM'DA DİYOR BİR ERKEĞE BİR KADIN AMA
ŞARTLAR DEĞİŞİNCE YOLU AÇIYOR VE BELLİ ŞARTLARDA İKİNCİ EŞE DE İZİN
VERİYOR! KAZAKİSTAN'IN %70'İ
KADIN.16 MİLYONLUK KAZAKİSTAN'DA KADIN NUFUSU 11 MILYONA YAKLAŞMIŞ DURUMDA
.( Gözcü
:30.03.2006)
BOŞANMA
Bazı çevreler, İslâm’da kadının boşanma
hakkı yoktur. Erkek kadına üç kere «boş ol » dese boşanma vuku bulur,
iddasındadırlar. Dilin kemiği yok, iftira atışları serbest. Ama
cevap hakkımız saklı.
Öncelikle İslâm’da kadınında boşanma hakkı vardır.
Evlenirken «benim de boşanma hakkım var kabul ediyor musun ?» sorusuna
evet diyen ve bunu yazılı belge haline getiren bir erkekle evlenen her
kadın kocasını boşayabilir. Ayrıca İslâm’da «bir saniyede üç cümle ile
boşanma gibi yani boş ol » ile boşanma yoktur. En az üç ay süren bir
boşanma.
I. Ay: Kadın erkek, kadıya (hakime) gider.
Boşanmak istediklerini söylerler. Kadı onlara bir ay mühlet verir ve
barışmalarını tavsiye eder. II.Ay : Eşler yine gelirlerse
kadı (hakim) onları yine gönderir. Ailelerinin çağırıp onlara tavsiyede
bulunmalarını söyler. Bir ayda büyüklerinin nasihatları ile
geçer. III. Ay : Vazgeçmemişlerse kadı onlara; son bir ay
, yine gelirseniz kesin boşanma kararı verilir der.
İslami yaşam ve batı tarzı yaşam, hangi yaşam tarzı
insanı mutlu kılar, hangisinde boşanma aza indirgenir. Cevabı batılı bir
araştırmacıdan, Gibbon’dan alalım :
300 senelik Osmanlı dönemi İstanbul arşivini
inceleyen Gibbons, 300 senede İstanbul’da toplam 10 boşanma davasının
olduğunu araştırmaları sonucu bulmuştur.Ya günümüzde 3 saatte sadece
İstanbul ‘un bir mahkemesinde kaç boşanma davası görülmektedir
?
Hangi toplum huzur içinde yaşamaktadır ? ...
Not: Seçme ve seçilme hakkı kadınlara Hz. Resul
döneminde verilmişti.Hz. resul “Akabe biatlarında “ kadınlardanda biat
(kabul oyu ) almıştı fakat ilerki yıllarda iktidarı elinde bulunduran bazı
çevreler erkeklerden olduğu gibi kadınlardan da seçme ve seçilme hakkını
almışlardır... Dolayısı ile çağımız, müslümanların (.....) hatasını yine
islama mal ederek, islmda kadının seçme ve seçilme hakkının olmadığı, gibi
yanlış bir sonuca varmışlardır.
KADININ ŞAHİTLİĞİ
Şahitlik konusunda iki
kadına bir erkeği mi kabul eder İslam...?!
Asla!: İslâm hukûkunda
erkeklerin vâkıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan doğum,
bekâret, emzirme ve aybaşı gibi kadınlara mahsûs hallerde, erkeğin değil,
sadece kadının hattâ tek kadının şâhidliği yeterlidir. Bu gibi
konulara, kadınların çokça şâhid olmaları ve erkeklerden fazla gözlem ve
tecrübelere sahip bulunmaları sebebiyle, tek kadının şâhidliği bile
geçerli sayılmıştır. Hattâ Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in emzirme
konusunda tek kadının şâhidliğini kabul ettiği bilinmektedir. . Nitekim:
"Erkeklerin muttalî olmadıkları şeylerde kadınların şâhidliği
makbûldür." buyurması bunun en güzel delîlidir. Doğum için de tek
bir kadının şâhidliği kabûl edilmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz:
"Doğum konusunda bir kadının şâhidliği yeterlidir.." buyurmaktadırlar. Hz.
Ömer (r.a.), boşanma konusunda yalnız başına kadınların şâhidliğini kabul
etmiştir. Hz. Ali (r.a.) da, bir çocuğun öldürülmesine şâhid olan
kadınların şâhidliğini muteber saymıştır
Aslında iki kadının şâhidliğinin
bir erkeğin şâhidliğine denk olduğu iddiâsı, gerçeklerle hiçbir ilgisi
olmayan asılsız bir iddiâdır. Konu ile ilgili olarak Bakara sûresinin 282.
âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur:
"Ey îmân edenler! Belirli bir
vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bunu, aranızda
bir kâtib doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şâhid tutun. Eğer
iki erkek bulunmazsa, şâhidlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve
-biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın
yeter."
Yukarıda görüldüğü gibi bir bütün
olarak ele alındığında, âyetin genel olarak şâhidliği düzenleyen umûmî
bir hüküm koymadığı, âyet-i kerîmedeki hükmün sadece vâdeli
borçlanmalarla ilgili olduğu açıkça görülür.
İki kadın şâhid
önerilmesinin sebebi, birisi yanılırsa diğerinin ona hatırlatması içindir.
Ancak âyette "iki kadın şâhidden biri mutlaka yanılır veya unutur"
denmemektedir. "Yanılırsa veya unutursa" denmektedir.O halde iki kadın
şâhidden birisi, şâhidlik ettiği borçlanma akdiyle ilgili olarak yanılmaz
veya unutmazsa, şâhidliğini tam olarak yaptığı için, erkek şâhid ile kadın
şâhidin şâhidlikleri yeterli, aynı zamanda eşit değerde olacaktır. Bu ise
kadının şâhidliğinin, erkeğin şâhidliğine denk olabileceğini
gösterir. Neden mi? ...Çünkü
o dönemde kadınlar ticaretle direk ilgilenmiyordu...Hatta Hz.
Hatice bile kendi işlerini erkeklere, ticaretini erkeklere
yaptırıyordu...!O dönemde kendi ilgi alanlarının dışındaki " vadeli
borçlar " konusundaki bu istisnai hükümü genelleştirmek sadece
önyargı ifadesidir...Ayrıca yukarıda da ifade edildiği gibi kendi ilgi
alanlarında olan işler için - mesela doğum,emzirme... - her kişinin
tek şahitliği kabul edilmektedir... Günümüzde
ekonomi özel ilgi alanına giren - ekonomi alanında
eğitim gören kadınlar mesela - kadınlar için bu ayet tabii
kendilerini sınırlandırmaz...Çünkü "unutma ve ilgi alanı olup
olmama " temel sebep...Bu sebep ortadan kalkınca hükümde
kalkar...veya bu şartlara uyan - ilgilenmeyen, unutan,ilgi duymayan
dolayısı ile aklında tutma ihtimali daha az olan - kimsenin şahitliğinde
ilgilenen gruba göre iki kişi şartı aranır.Vadeli
borçlarda şahitlikte esas olan bunlardır - ilgi, alaka,işin
içinde olup olamam ve dolayısı ile ilgi ile paralel unutup unutmama- yoksa
cinsiyet :kadın erkek olup olmama değil ...!
|
MEVZU HADİSLER VE KADIN
Hadis,
peygamber efendimizin sözlerine denir. Mevzu hadis, kendi şahsi,
siyasi,... emellerine ulaşmak için peygamberimizin ağzından
uydurulan, Hz. Resül'ün söylemediği halde kendisine mal edilen
sözlerdir. Uydurma- mevzu hadisler genellikle kadınlar, siyasi
görüşler, ırkçılığa dayanan konular... çerçevesinde
dönmektedir. Kadınla ilgili bazı uydurma-mevzu
hadisler: " Kadınlara okuma- yazma öğretmeyin: " İbn-i
Cevzi, İbn-i Hıbban, İbn-i Adıyy hadisi kabul etmez, uydurmadır
derler. (Kitabul Mevzuat 2/268) " Kadınlarla istişare
edin, onlara tanışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın":
Sehavi ve İbn-i Arrak hadisi merfu görmezler. Ebu Hatim, İbn-i Adıyy
, İbn-i Cevzi, İbn-i Hıbban hadisin uydurma olduğu görüşündedirler.
( El- Makasıdul Hasene: 248 , Tezkiretul mevzuat :128, Tenzihuş
Şeria : 2-204, Silsiletul Ehadis: 432 ) .Ayrıca, Hz. Resul Ümmü
Seleme ile istişarede de bulunmuştur (Makasıdul Ha-sene: 585,
Silsile: 436, Keşful Hafa :2-3) " Kadınlara iteat pişmanlıktır."
: Sehavi, Ukayli hadisi uydurma kabul ederler. ( Tezkiratul Mevzuat
: 128, Kitabul Mevzuat : 2, 272) " Kadınlar olmasaydı Allah'a
hakkıyla ibadet edilirdi". Suyuti, Buhari, İbn-i Adıyy, Ebu Hatim,
İbn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, İbn-i Hıbban hadisi mevzu kabul
ederler. ( Silsiletul Ehadisuzzaif : 74, Tenzihuşşeria : 1/62,
El-leali : 2/59) " Kadınlar olmasaydı, erkekler cennete girerdi."
: İbn-i Arrak, Es- sakafi hadisi kabul etmezler. ( Camiussağir:
2/113) "Güzele bakmak sevaptır veya ibadettir, gözü
kuvvetlendirir.." : Ebu Nuaym, Durekutni, İbn-i Cevzi, Sehavi, İbn-i
Hacer, Iraki, Zehebi, İbn-i Kayyim, Muhammed İbn-i Arrak,
Nasıruddin... hadisi uydurma kabul ederler. ( El- Maka- sıd: 129,
Silsiletul Ehadissuzaif : 164, Kitabul Mevzuat: 1/63, Mevzuati
Aliyyul Kari: 124, Keşful Hafa: 2/317, Tenzihuşşeria:
201...) "Uğursuzluk kadın, at ve evdedir." : Peygamber
Efendimiz Hz. Mö ammed 'in eşleri, Hz. Aişe bu sözü duyunca:
Kur'an-ı indirene yemin ederim ki, bunu rivayet eden, Ebul Kasım'a
(Hz. Muhammed'e) iftira etmiştir. Resulullah sadece, "Cahiliye
insanları, uğursuzluk, kadın, ev ve hayvandır" dediklerini
söylerler. Hz. Resul bu sözü cahiliye dönemi (İslam öncesi
dönem) insanlarının bir sözü olarak nakleder . İslam, cahiliye görüş
ve adaletlerini tümden reddettiği gibi, uğursuzluk kavramını da
kabul etmemekte, reddetmektedir. " Kadınların akılları
ferclerindedir :" : Sehavi, Aliyyul Kari, Acluni sözün uydurma
olduğunu kabul ederler. ( El-Makasıd:292, El esrarul Merfua : 246,
Keşful Hafa: 2/62) " Döl getiren siyah bir kadın, döl
getirmeyen beyaz bir kadınla hayırlıdır". Iraki, hadis uydurmadır
der. ( Mevzuatı Aliyyul Kari : 73). İslâm'da hayırlı olmanın ölçüsü
takva (Sevgi ile karışık korku)'dur. Ayrıca Kur'an çocuk sahibi
olmanın veya olmamanın Allah'tan gelen bir imtihan vesilesi olduğunu
da bildirir . (Şura Suresi : 49-50) Karı ve kocayı
birbirinin dostu ilan eden (Tevbe Suresi : 71), eşlerin ikisinin de
birbirine ısınıp aralarında muhabbet ve merhamet oluşturan (Rum
Suresi : 21). Allah'ü Teala'nın yüce Resül'ü "Sizler (Kız-erkek)
çocuklarınızı seviniz, kız çocukları kendi kendilerini sevdirirler"
buyururlar, Hz. Ömer:" Cahiliye döneminde kadınları, hiç bir şey
saymazdık. Taki İslam geldi, Allah'u Teala onlardan bahsedince, o
zaman kadınların üzerimizde bir takım hakları olduğunu gördük"
derken, iyi amel işleyen kadın veya erkeğin cennete gideceğini
bildiren (Nisa Suresi:124) dinimizin ve onun yüce ilahının kulları
arasında ayırım yapacağını kabul etmek imkansızdır. O, rahman ve
rahimdir. |
KADININ EŞİNİ SEÇME HAKKI VE İSLAM
Medine’nin
yerlilerinden olan Hidam’ın kızı Hansa, bir gün Aişe validemize gelir ve
sorusunu şöyle sorar: Valide, der. Babam beni itibarlı bulduğu akrabasıyla
evlendiriyor. Bana sorma gereği duymuyor. Ben de bundan rahatsızlık
duyuyorum. Ben bir kız olarak hayat arkadaşımı seçme hakkına sahip değil
miyim? İslam bana bu hakkı tanımıyor mu? Babamın seçtiğini seçmeye mecbur
muyum? Aişe validemizin cevabı: Şu anda Resulullah evde yok.
Birazdan gelir. Sorunu O’na soralım, cevabını da O’ndan birlikte
dinleyelim. Sen şuracıkta biraz bekle... Az sonra Efendimiz (sas) teşrif
eder. Aişe validemiz de Hansa’nın sorduğu soruyu aynen sorar: Kızın
seçme hakkı yok mu, der. Hansa bana böyle bir soru sordu. Babası Hidam onu
itibarlı bulduğu bir akrabasıyla evlendiriyor, kızcağıza sorma gereği de
duymuyormuş? Bu soruya Efendimiz özel bir ilgi gösterir ve ilk emrini
verir: Hemen kızın babası Hidam’ı bulup getirin! Ensar’dan Hidam
aranıp bulunur.Resulullah seni istiyor, derler. Telaşla huzura giren
Hidam’a Efendimiz’in ilk sorusu: Hidam! Sen kızına sorma gereği
duymuyor da kendi beğendiğini mi beğenmeye zorluyorsun? Baba Hidam’ın
cevabı hazır: Ya Resulullah, der. Benim beğendiğim iyi bir ailenin
akıllı bir çocuğudur. Kızıma layık olan da odur! Hidam, seçtiğin bu
gençle hayatı yaşayacak olan sen misin, yoksa kızın mı? Kızımdır ya
Resulullah! Öyle ise hayatı kim yaşayacaksa son söz de onun hakkı
değil mi? Kızın yaşayacağı genci beğenme hakkına sahip olmazsa,
beğenmediği gençle nasıl mutlu yaşayacak? Efendimiz sözünü söyler ve şöyle
bağlar: Hemen kızına sormadan yaptığın bu anlaşmayı durdur! İşte bu
sırada ötelerden beklenmedik bir ses gelir: Ya Resulullah, babamın
seçtiğine artık ben de evet, diyorum. Anlaşmayı durdurmasın! Bundan sonra
da şu fevkalâde güzel açıklamayı yapar Hansa kız. Der ki: Babamın
kendi seçtiğini seçmeye beni mecbur bırakması, şehirde, ‘Kızların seçme
hakkı yoktur.’ gibi bir düşüncenin yayılmasına sebep oldu. Bu yüzden sorma
gereği duydum. Şimdi anlaşıldı ki, kızların seçme hakkı vardır. Ailesi
kendi seçtiğini seçmeye kızlarını zorlayamaz. Artık ben babamın seçtiğine
kendi isteğimle evet, diyorum. Sözünden dönme durumunda kalmasın babam!
Elbette hiçbir baba kızına kötü aday seçmez...( Ahmet Şahin, 13 Mart
2007) Halife
Hazret-i Ömer'in (ra) "Biz İslam'dan önce kadınları insan
yerine koymazdık.islam gelince onlara hem ayetlerde hem de hadislerde yer
verdi, erkekler gibi hakları anlatıldı. Ondan sonra biz kadınların da
erkekler gibi hakları olduğunu düşünür hale geldik!.." (Buhari,
Müslim).Bir tespit de oğlu Abdullah'tan. "Biz kadınlar hakkında ileri geri
konuşmaktan korkar olduk, vahiy gelir de bizi azarlar kadın hakları
konusunda diye!
İSLÂM ve AKRABA
EVLİLİĞİ
Akraba evliliği sakat doğumlara sebep
oluyorsa İslâm akraba evliliğine neden izin vermiştir?Sakat doğuma akraba
evliliği değil, hastalık (kan uyuşmazlığı, ırsi hastalıklar...) neden
olur. Yani her arkaba evliliği sakat doğuma neden olmaz, sakat doğuma
neden olan hastalıklardır, hastalık akrabada olsun veya olmasın fark
etmez. Akraba olmazsa bile hastalık nedeni taşıyan her insan
sakat doğuma neden olur. Ama akraba olduğu halde hastalık nedeni taşımayan
insan sakat doğuma neden olmaz. O halde yasak olan hastalık nedenleridir
(kan uyuşmazlığı...), akraba evliliği değil.
İslam kadını
sınırlar ,
hayattan soyutlar mı ? :
BAŞÖRTÜSÜ : kadın
saçı bir süstür ve kadınlar arasında sınıf ve seviye ayırımı olmaması için emredilmiştir. Günümüzde kuaförlere daha çok kadınlar gider ve perma , boyama ... gibi şeylere daha çok para harcar ... Ya parası ve imkanı olmayan aile ve kadınlar ne yapsın .? İşte islam bu süsü sadece mahreme - helale göstermeyi emredip , toplum içinde örtünme ile ayırımı ortadan kaldırmayı
amaçlar.
TOKALAŞMA :İnsanın kendi kalbi temiz olsa bile karşıdaki insanın içaleminden ve temizliğinden nasıl emin olunabilecek ki ? Ç . Çaplin ‘in ( Niçin her gördüğünüz kadının elini öpüyorsunuz diye sorana ) dediği gibi “ Bir yerden başlamak lazım “ diyen birisi ile karşılaşılamayacağını kim iddia edebilir ?
ÇALIŞMA :
İslam kadının çalışmasına izin verir ( Önce Annelik görevini yapıp , gelecek nesli yetiştirdikten sonra ) amaO’nu korumak için belli şartlarla ; Eğit–sen‘in
yaptığı bir araştırmaya göre
:kadın eğitimciler arasında
cinsel tacize uğrayanların oranı:%
37,7‘dir
KADIN ERKEK YALNIZ KALMASI ( haremlik selamlık ) :Namahrem kadın erkek niçin birarada yalnız kalamaz ? Kadın ve erkek belli yaştan sonra anne- babası ile niçin yalnız kalamaz ? Kaynatası ile gelin neden yalnız kalamaz...? En kısa cevabı :En sets ilişki olmasın , taciz , zina artmasın diye...Her gün okunan gazetelerdeki fuhuş , cinayet, zina olaylarına haremlik – selamlık uygulansa idi olur mu idi diye bir bakılsın lütfen ...
ÖNEMLİ
NOT
Biz ( Kadın – erkek tüm ) Müslümanlar ; “Tesettür veya kadın hakları ...” konularında diğer sistemlere göre farklı görüşleri ileri sürüyorsak , bu bizlerin kadınlara düşmanca , önyargı ile ( ... ) bir bakış açısına sahip olmamızdan ( ! ) dolayı değil , aksine biz
Müslümanlar gibi islami eğitim almayan kişilerden kadınları ve onurlarını korumak amacıyla yapılan bir iyi niyet göstergesi ,
nemelazımcılıktan uzak bir sorumluluk örneğidir ve Yüce Yaratıcının biz Müslümanlara yüklediği bir görevdir!...Zaten medyada , internette ve
hayatta “ taciz , saldırı ,
kadın sömürüsü “ yapanların savundukları sistem ve ideolojilere objektif bakınca kimin “ kadınları korumak , kiminde kullanma k amacına hizmet ettiği ortaya çıkmaktadır.
Kadın satan , pazarlayan ,taciz eden , sömüren KAÇ DİNCİ (! ) GAZETE ;
İNTERNET SİTESİ VEYA
AŞIRI DİNCİ GÖSTERİLEBİLKİR Kİ
?
Biz Müslümanlar “ O mazlum , kurban
bizim eşimiz ,akrabamız değil “
deyip kenara çekilmeyiz, çekilemeyiz.Bize göre dünyadaki tüm kadınlar : ya annemiz , ya eşimiz , ya da kız
kardeşimizdir ( Hz. Adem’den
kardeş veya İslami
kardeşlik ) ; Anne
ve Eşimiz bellidir, geri kalan tüm kadınlar biz Müslümanların “
bacısı “, kız kardeşidir ve biz onlara öyle bakarız. Bu ; sapıkların ,
metresçilerin , röntgencilerin , genelevci ve ahlak abidesi gözüken içten
pazarlıkçıların hoşuna gitmese de böyledir , realite
ortadadır. HANGİ KADIN ÖRGÜTÜ ;
GENELEVE , ARABA LASTİĞİ... REKLAMINDA
KADININ KULLANILMASINA KARŞI ÇIKMIŞTIR
?.ONLAR GENELEVDEKİ KURBANI KURTARMAK YERİNE
, “ SE X EMEKÇİLERİNİN “ EMEKLİLİK
HAKLARINI SAVUNURLAR ( TABİİ KENDİ
YAKINI AYNI YERDEN EMEKLİ OLSUN ASLA İSTEMEZ ...
ÇÜNKÜ O KADIN DA OLSA , BAŞKASININ KIZI, EŞİ
,ANNESİDİR...! )
KİMSE CELLATI KURTARICI GİBİ GÖSTERMEYE KALKMASIN . HER KONUDA TEK KURTULUŞ İSLAM’DADIR.
" ETEK
BOYU KARARININ KAYNAĞINDA İYİ YA DA KÖTÜ DEĞERLENDİRİLMİŞ BİR TÜR
DAVRANIŞ ÖZGÜRLÜĞÜ...TOPLUMSAL DAYATMALARA KARŞI GELİŞ BULUNUR..." DİYEN
TENNUR KOYUNCUOĞLU'NA -Radikal :12.06.06-
CEVAP : "GÜNÜMÜZDE " ASIL
TESETTÜR TERCİHİNİ SEÇEN KADIN,
TOPLUMSAL DAYATMAYA KARŞI GELiş VE
ÖZÜNDE ÖZGÜRLÜK VE KİMLİK bilinci
bulunan bir davranışı seçmiş demektir.TopluMUN " AÇ , NE OLUR..."
BASKISI, DERİN SİSTEMİN "İŞ, AŞ " SAHİBİ OLAMAZSIN, " SENİ ÖCÜ GÖRÜYORUZ"
CÜMLELERİNE KARŞI BİR VAR OLUŞ VE BİLİNÇLİ BİR TERCİHTE BULUNMA GÜDÜSÜDÜR
TESETTÜR! YOKSA TOPLUM ZATEN " AÇ AÇABİ,LDİĞİN KADAR " MANTALİTESİNDEDİR!
AÇANA DEĞİL, KAPATANA BASKI VARDIR GÜNÜMÜZDE...!
LOLİTA İHTİLALİ
Dünkü Milliyet'in
3. sayfasında bir haber: "12 yaşındaki kız internette tanıştığı adama
kaçtı." Sayfayı çevirin: Edirne'de sevişirken görüntülenen
liseli kızın fotoğrafları... Ve günlerdir Mardin'den Sivas'a kadar
Türkiye'nin dört bir yanından 12 - 13 yaşında küçük kızlara tecavü
haberleri... Madalyonun bir yüzünde ağzı
salyalı sübyancılar var. Peki diğer yüzünde?..Alttan alta inanılmaz
bir "ergen ihtilali" yaşadığımızın farkında mısınız?Son zamanlarda bir
lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördüğünüz ağır
makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 - 17
yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba? Levent'te bir estetik
kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm. Dinlediklerime
inanamadım: "14 - 15 yaşında kızlar, ana
babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak,
selülit tedavisi yaptırmak istiyor"muş.Geçenlerde bir kız elinde Angelina
Jolie'nin fotoğrafıyla gelmiş ve "Bununki gibi dudak istiyorum"
demiş.18'lik bir lolita da göğüslerini büyütmesi için yalvarmış. "En
büyük istekleri" neymiş biliyor musunuz? Zara'nın ya da Diesel'in 34
bedenine sığmak...Bunun için yarışıyorlarmış: "Çünkü televizyonda
gördükleri mankenler 34 beden giyiyor. Onu giyebilmek için 44 kilo
kalmaları lazım. Bunun için resmen aç geziyorlar. Gün boyu yedikleri, bir
kase yoğurt, iki tas salata, sigara, kahve ve kola... 500 kaloriyle
yaşamaya çalışıyorlar. O yüzden vücutlarında demir, sodyum eksikliği var.
Yanlış beslendikleri için vücutları hızla deforme oluyor, müdahale için de
bize geliyorlar."Uzman, bunun son 3 yılda gözlenen bir "patlama" olduğunu
söylüyor: "Ben de anneyim, 18'lik
'lipolu' (yağ aldırmış) kızları görünce dehşete kapılıyorum. Biriktirdiği
300 - 500 milyonla gelip 'Dudağımızı şişir' diyenleri 'Bırakın dudağınızı
da gidin kafanızı şişirin' diye geri yolluyorum." Genelde üst gelir
grubundan hastaları bulunan bir jinekoloğun gözlemleri daha da
çarpıcı: "Genç nüfusta müthiş bir uyanma
var" diyor. 17 - 18 yaşlarında lise öğrencilerinin kürtaj için
başvurduğunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor:Batı'da ergenlik
yaşı 16 - 17'den 11 - 12'ye geriledi. Amerika'da 10 yaşa kadar
düştü.Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor
artık...Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en
önemli nedenlerinden biri "psiko - sek süel uyarımın artması"...Yani,
okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teşhirin yaygınlaşması...
Baştan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler, cinsellik yüklü diziler,
çıplaklığa çağıran reklamlar, beyinde ergenliği erken uyandırıyor,
cinselliğin keşfini hızlandırıyor. Özellikle varlıklı kesimden
gençler, lise çağında, özentiyle büyük ve se ksi görünme derdine düşüyor.
Karşı cinsi de sadece bir s eks nesnesi olarak görüyor.Anneleri mi? Onlar
da kızlarının ponponlu çorapları ve lastik ayakkabılarıyla genç görünme
çabasında... Küçükler büyük, büyükler küçük görünmek için yarışıyor
adeta... Kimseyi suçlamayalım; bu tablo bizim eserimiz: İyi bir
kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı
bir ülkeden ne bekliyordunuz ki? Kafasını çalıştıranların kafasını
koparırken, kalçasını çalıştıranları baş tacı eden bir toplumda nasıl
çocuklara "Göğsünü değil, kütüphaneni büyüt" öğüdü verebiliriz
ki? Yasak çare değil... Beyin faaliyetine itibar
kazandırmaya ve öncelikler konusunda topyekün bir hesaplaşmaya ihtiyacımız
var. (
MİLLİYET : Can Dündar )
ÇAĞDAŞ HAYAT ( !) VE
KADIN
Çağdaş
olduğu iddia edilen hayat tarzında kadınlar ,kendilerinin dış görünüşleri
ile değer kazanacakları konusunda ikna edilmiş durumda
bulunmaktadırlar.Bilgi,görgü,zeka'dan önce uzay çağının ,21. yüzyılının
kadınının (!) değeri sarı (bazen kızıl...! ) saçlar ,ikide bir
değişen vücut ölçüleri daralıp bollaşan, bazen yırtık, bazen sökük ...ama
daima modacılarla kumaş tröstlerinin anlaşması ile çoğu da cinsel
tercihini tuhaf şekilde yapan kreasyoncularca hazırlanmış moda
elbiselerini giyen ,kendince karar vermesine izin verilmeyen makyaj,
giyim, ...hatta hayat tarzına, yaşam tarzına ( yani dinine) başkalarının
karar verdiği evlendiği kocasının yanında yüzünde salatalık maskesi ,
saçlarında bigudi ...vs ile dolaşan ve kocası ile yatağa bu halde iken
girerken sabah evden çıkarken , kocasından ayrılırken makyaj yapmaya
çalışan süslenen, kokular sürünen kadın ne kadar hayatında hür ve
doğru karar verme hakkına sahip olabilmektedirler acaba...?Örneğimize
devam edelim ;her çağdaş kadın aynı şeyi yapsa, eşinin yanında savaş
boyalarını sürünmüş gibi dolaşırken dışarıya çıkarken süslense eşleri
,hayat arkadaşları hanımından uzaklaşıp gözü dışarıya kaymaz mı ?Öyle ya
eşine değilde dışarıdaki insanlar için süslenen kadın eşini ne kadar
kendine bağlayabilir...? Kocasıda tıpkı kendi eşi gibi ,eşi için
süslenmeyen ,başkaları için farkında olmadan süslenen diğer kadınlara ilgi
duysa ,aynı şeyi başka erkek kendi eşine karşı hissetse toplumda aile
,ahlak ne hale gelir ,öyle değil mi!Flörtle başlayıp ,aşkla alevlenen
,evlilikle sonuçlanan çağdaş evlilikler ;ihanet,kısa süren evlilikler ,
boşanmalar asrı olan asrımızın temel kaynağı bu ters mantık olmasın
sakın...! Hatalı olan ne kadın ne de kocadır, hata iki cinsede modern
hayat diye bu tuhaf ve ters mantığı kabul
ettirenlerdir!
İslam'da ise kadın
dışarıda örtünür , süsünü ,çekiciliğini evde eşine saklar.Tabiiki aynı
durum erkek içinde söz konusudur!Yine acaba neden hostes bacılar onlarca
erkeğe hizmet ederken , yemek ikram edip ,yastık kabartıp , kemer
bağlarken... medeni olurlar da evlenip işini terkedip sadece
eşine hizmet etmeye karar verince tenkide uğramaktadır."Hayatını güvence
altına almak,ekonomik özgürlük..." sözlerinin arkasında doğru ve
güvenilebilen bir eş ,hayat arkadaşı bulunamaması gibi bir mantık
yatıyor olmasın sakın? Sokakta kızımızın beline bir
erkek kolunu dolasa ona kızarız da adı " dans " olunca bu harekete neden
tepki göstermeyiz acaba !!?? Adı "Moda " olunca
yırtık,çıplak,tuhaf elbiseleri neden doğal karşılarız ! Kızımız veya
oğlumuz " don " ile dışarıda dolaşsa buna karşı çıkarız
da adı " mayo veya şort " olunca neden buna karşı
çıkmayız ! SUNUCU -MANKEN İPEK TENOLCAY : " MİNİ ETEK GİYİP , İNCE ÇORAPLA GEZİYORSAN BAŞKALARIYLA FLÖRT
EDİYORSUNDUR.İLTİFATLAR , BAKIŞMALAR ALDATMA DEĞİL Mİ ?"
( MİLLİYET
:11.01.2003)
Eğitimli kadınlar cinsel şiddet mağduru
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Adli Tıp Enstitüsü'nce, üniversite öğrencisi ve
mezunu kadınlarla yapılan bir araştırma, katılımcıların büyük bir
bölümünün cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığını ortaya
koydu. İÜ Adli Tıp Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mustafa Fatih Yavuz ile yüksek
hemşire Zehra Kayı, 591'i üniversite öğrencisi olan 700 kadınla, ''Kadın
üniversite gençliği ve mezunlarına yönelik cinsel saldırı'' konulu
araştırma yaptı.Araştırma sonucunda, katılımcıların yüzde 84'ünün laf
atma, açık-saçık konuşma, röntgencilik, teşhircilik, sarkıntılık, ırza
geçme gibi ''sözel, görsel, dokunsal'' cinsel şiddet türlerinden en az
birisine maruz kaldığı belirlendi. Bunlardan yüzde 44.8'inin,
basit cinsel içerikli dokunuştan zorla cinsel ilişkiye kadar uzanan
''dokunsal şiddet'' türlerinden birini yaşadığı tespit edildi. Cinsel
şiddet türleri arasında ilk sırayı yüzde 81.3 ile sözel ve dokunsal
olanlar aldı. Araştırmaya katılan yaklaşık her 5 kadından birinin
teşhircilik eylemiyle karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. Cinsel
saldırı boyutundaki eylemlerin yaklaşık yarısında fiziksel şiddet
kullanıldı. Yine eylemler sırasında korkutma-tehdit ile kandırma da ilk
sıralarda yer aldı.(Milliyet:12.06.2003)
İLK
SIRADA SEVGİLİLER VAR
Araştırma, sanılanın aksine, cinsel şiddet eylemlerinin yabancılar değil,
çoğunlukla tanıdık kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya
koydu. Buna göre, saldırganların yüzde 95'inden fazlası tanıdık. Çalışmaya
göre, ilk sırada sevgili düzeyindeki erkek arkadaş, ikincisi sırada
nişanlılık ve sözlülük ilişkisi geliyor. Üçüncü sırada ise ens est
ilişki türleri var.Araştırmada, sevgili düzeyindeki erkek arkadaşların
daha çok görsel ve dokunsal cinsel şiddet türü uyguladığı dikkat
çekti.Saldırganların çok büyük çoğunluğunu ise ortalama 25 yaşındaki
erkekler oluşturdu. Eylemin gerçekleştirildiği yerler arasında ilk
sırayı saldırganın evi aldı. Çalışma, eylemler nedeniyle adli
makamlara başvuru oranının ise hemen hemen yok denecek kadar az olduğunu
da ortaya koydu. Buna göre, adli makamlara iletilen cinsel şiddet türleri
teşhircilik, cinsel içerikli dokunma ve cinsel birleşmeye teşebbüs eylemi
ile sınırlı kaldı ve oranı yüzde 2-3'ü geçmedi.Bu tür eylemleri
yaşayanların, çaresizlik ve suçluluk hissiyle utanma duygusunu yaşadığı da
belirlendi.
TAHMİN EDİLENİN DAHA
ÖTESİNDE... Araştırma sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Yavuz, cinsel
şiddetin toplumdaki tüm bireyler için bir sorun ve tehlike olduğuna işaret
etti.Prof. Dr. Yavuz, ''Bu çalışma, toplumumuzda cinsel şiddet
boyutlarının tahmin edilenlerin de daha ötesinde olduğunu ortaya koyuyor''
dedi. Mağdurların adli makamlara başvurmama nedenleri arasında ilk sırayı
toplumun olumsuz yaklaşımının aldığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz,
bunu; ispatlayama ve saldırganın misilleme yapma korkusunun
takip ettiğini ifade etti.Prof. Dr. M. Fatih Yavuz, ''Cinsel şiddet
eylemlerine maruz kalma oranının yüksekliği, karşı karşıya olduğumuz
sorunun büyüklüğünü de gösteriyor. Adli makamlara yansıma oranlarının çok
düşük olması da, bu soruna hukuksal, sosyolojik ve medikal açıdan
ciddiyetle ve yoğun bir şekilde önem verilmesi gerektiğini ortaya
koyuyor'' diye konuştu.
NOT
: AŞAĞIDAKİ YAZI BİR İSLAM ALİMİNİN YAZISI
DEĞİL,AKSİNE BİR YABANCI YAZARIN EVLİLİĞİN HAYAT BOYU MUTLU ŞEKİLDE
SÜRMESİ İÇİN YAZDIĞI EŞLERE TAVSİYELERDEN OLUŞAN BİR KİTAPTAN
ALINMIŞTIR !
KARŞI CİNSTEN
İNSANLARLA ARKADAŞLIK
Karşı cinsten insanların uzun süreli çalışma ilişkilerinde olaylar
genellikle sinsice gelişir.Kişi ”Karşı cinsten filanca kişiyle
sadece arkadaşız” dediklerinde kesinlikle kendilerini
aldatmaktadırlar.Bazen doğru gelebilir yada ilişkinin başında doğru
gelebilir. Oysa pek çok durumda karşı cinsle kurulan arkadaşlık bir süre
sonra, diğerinin zekası yada mesleki yeteneğine duyulan saygıya bağlı
olarak arkadaşlıktan öte bir şey haline gelmeye başlar.İlişki adım adım
daha açık ve güvenilir bir nitelik kazanır.Küçük şeyler paylaşıldıkça bir
takım tesadüfler ve ortaklıklar sonucunda daha yakınlaştığınızı fark
edersiniz.
Eğer evliyseniz eşinizle
aranızdaki farklılıklar yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlar. Bir
bakmışsınız ki yeni arkadaşınızla her şeyde uyuşurken ,eşinizle hiçbir
konuda uyuşmaz hale gelmişsiniz.Tabii sonunda diğer insanla
(arkadaşınızla) uyum faktörü yada fiziksel çekicilik nedeniyle hormonlar
faaliyete geçer ve kaçınılmaz olay nihayet gerçekleşir.Olmasını asla
tasarlamadığınız şeyler olur. Konunun trajik
yanı Çoğu cazip şeyin zamanla felaket getireceğinin başta inkar
edilmesidir.Karşı cinsten biriyle gözlerin SANİYENİN ONDA BİRİ KADAR
BİR ZAMANDA uzunca birleşmesi , koridorda yanından geçerken özel bir itina
göstermek,herhangi bir yerde tesadüfen çarpışmak,TOKALAŞIRKEN veya bir şey
alıp verirken ellerin bir iki saniye daha uzun tutulması,… bunlar ve bunun
benzeri ipuçlarını görmemezlikten gelmek … bu gibi şeyler kırmızı
bayraklardır böyle durumlarda kendinize “zararsız flört “ olamayacağını
hatırlatın.
Eğer evli iseniz olan şeyi dürüstçe kabul edin – mazeret
aramayın – ve eşinize bağlılığınızı hatırlayın. İş yerinizdeki
arkadaşınızla veya sekreterinizle bir kere yemeğe çıksam ne olur ,
demeyin : Boşanmaların yüzde yetmişi aynı iş yerinde veya yakın iş birliği
halinde çalışan şahısların yakınlaşması sonucu oluşuyor.yüzde ellisi de
eşlerden birinin bir alış veriş merkezinde veya otoparkta karşı cinsten
biri ile tanışması ve o kişiye karşı ilgi duyması ile
gerçekleşiyor.
Kısacası sekreterinizle veya işbirliği içinde olduğunuz karşı cinsle iş
yemeğine veya bir yerde buluşmanızın size hiçbir kazancı olmaz
, ama kaybedeceğiniz çok şey olur! İşin gerçeği bu konuda duyarlı öğütler
vardır :” evlilikten önce iffet , evli iken sadakat gerekir.”Karşı cinsten
biri ile çalışmanız gereken durumlar olacaktır. Bu durumu
önleyemeyebilirsiniz ama kendi düşünce ve konuşmalarınızı pekala
denetleyebilirsiniz.Temel sorun , dostluk ile flört arasındaki
çizgiyi aştığınız zaman sonuçta bir şeylerin yaşanabilecek
olmasıdır.yaşananlarda kötü sonuçlar doğurur.
( Z. ZİGLAR
: HAYAT BOYU FLÖRT )
REKLAMLAR VE KADIN
HAKLARI
- BIR
PARTIDESINIZ ,SIZI NASIL FARKETMELERINI SAGLARSINIZ ? ...GÜLÜMSEMENIZE
GÜVENEREK ( DISLERINIZLE ! )
- FARKEDECEKLER (SAÇLARINIZI ...)
- BAKALIM ILK KIM
BIRISININ DIKKATINI ÇEKECEK ? ... ( TABII KI
EN DEKOLTE GIYINIP, SAÇLARINI AHENKLE
DANSETTIRENLER...)
KRAVAT RAKLAMINDA BUZ
PATENI YAPAN MINI ETEKLI , KRAVATLI ( ! ) BAYAN, MAYO
ILE GÖZLÜK REKLEMI YAPAN MANKEN
( ! ) LER , ...; GÖZLER BAYRAM ETTI , ÜRÜN DEGIL , MANKEN ILGI
TOPLADI HABERLERI ...
Sömürülmek isteyen "çağdaş(!) yaşamı savunmaya
devam etsin ...taki GERÇEK
yüzünmüze çarpana kadar.
HA SAHI ! !
, HIÇ KADIN SÖMÜRÜSÜ YAPAN SAHIBI ASIRI DINCI BIRI
OLAN MAMÜL REKLAMI GÖRDÜNÜZ MÜ ?...
Ne ilginçtir , "
sevgilinizin çıplak resmini gönderim , yayınlayalım" diyen
genel yayın yönetmeni , kendi eşinin çıplak
resminin yayınlamayı reddediyordu bir özel kanaldaki sohbette...!!!
YA BU
HABERLERİ (!) YAPANLARA NE DEMELİ
'
En öpülesi dudaklar' Jessica Alba'nın Colgate'in 'Ağız Sağlığı Haftası' için
gerçekleştirdiği ankete göre erkekler en çok sek si yıldız Jessica Alba'yı
öpmek istiyor.Mükemmel vücut hatlarıyla erkeklerin hayallerini süsleyen
ünlü oyuncu Alba 'En Öpülesi Dudaklar' anketine katılanlardan aldığı
oylarla dolgun dudaklarıyla ün yapan Holywood'un sek si oyuncusu Angelina
Jolie'yi bile geride bırakarak birinci oldu. Son günlerde Hollywood'dun en
çok konuşulan isimlerinden biri olan Alba aldığı bu yeni unvanla yine
adından sıkça söz ettirecek gibi duruyor.(
Milliyet :04.10.2006 )
En güzel kalçalar Beyonce'un Knowles,
ABD'de yayınlanan In Touch dergisinin gerçekleştirdiği bir anketle,
'Hollywood'un en güzel kalçalı yıldızı' seçildi. Knowles, birçok ünlü
ismin yanısıra, kalçaları da adı kadar ünlenen Jennifer Lopez'i de
tahtından etti.En sek si kalçalara sahip Hollywood ünlülerini belirlemek
için gerçekleştirilen ankette, Jessica Simpson ikinci, Salma Hayek üçüncü
olurken, Lopez bu sıralamada ancak sekizinci sırada yer bula
bulabildi.( Milliyet :02 Ekim 2006)
En güzel ve en çirkin bacaklar seçildi
Bir şarap
firmasının geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği ankette Hollywood’un
en ‘çirkin bacaklı’ ünlüleri belirlendi. ‘Lmbrini’
adlı şarap firmasının düzenlediği ankete katılan 3000 kişi ‘En çirkin
bacaklı’ ünlüleri belirlerken ‘En güzel bacaklıları’ da unutmadı.Ankette
son zamanların en popüler oyuncularından Kelly Brook’un bacakları ‘en
güzel’ seçilirken şaşalı yaşantısıyla gündemden düşmeyen Victoria Beckham
‘en çirkin’ bacaklı ünlü seçildi.( Milliyet :28
Kasım 2006)
SİZE NE MİLLETİN ORASINDAN BURASINDAN...AKLI, İLMİ,
NEZAKETİ..ÖN PLANA ÇIKARSANIZA..!
15
YAŞINDA ÇAĞDAŞ HAYATIN KURBANI OLDU ! MERSİN'de evlenme vaadi ile
kandırılan liseli 15 yaşındaki N.Ö., sevdiği gencin kendisini terk
etmesinin ardından fuhuş batağına düştü. N.Ö.'yü ïpara karşılığı
pazarlamak, zorla cinsel ilişkiye girmek, oral ve grup toplu s eks yapmağı
iddialarından aralarında sendikacı, öğretmen, işadamı, muhasebeci,
muhtar ve eski bir bürokrat eşinin de bulunduğu 11 kişi yakalandı. 2
kişi ise aranıyor. Olay, Yeni Mahalle'de oturan 46 yaşındaki anne Hamide
Ö.'nün Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği şikayet dilekçesi ile ortaya çıktı.
Dilekçenin Emniyet Müdürlüğü'ne havale edilmesi üzerine Ahlak Masası
operasyon başlattı. İfadesini gözyaşları içinde veren N.Ö., başından geçen
olaylar zincirini tüm ayrıntısına kadar
anlattı.`EVLENECEKTİK' Genç kız geçen aralık ayında komşuları
olan Gökhan Nayman'la tanışıp arkadaşlık yapamaya başladığını belirterek,
``Gökhan ile arkadaşlığımızda evine gittik. Burada bir süre oturduktan
sonra bana evleneceğimizi, mutlu bir yuvamızın olacağını söyleyerek
benimle sevişmeye başladı. Ben de evleneceğimiz için sesimi çıkarmadım.
Daha sonra benimle evlenmeyeceğini söyleyerek ayrıldı. Ben de korktuğum
için kimseye bir şey söylemedim. Daha sonra beni terk edip ortada bıraktı.
Bu olaydan sonra barda tanıştığım Garip Öztürk benimle evleneceğini
söyledi. O da bir süre benimle olduktan sonra kayıplara karıştı'' dedi.
Yaşamı kararan genç kız ifadesinde öz teyzesi N.'nin evinde de eski İl
Daimi Encümen Üyesi, Selüloz-İş Sendikası Silifke Şube Başkanı ve MHP
milletvekili aday adaylarından İ.Y. ile tanıştığını ifade ederek, ``Bir
gün Silifke'ye gittiğimde İ. ile karşılaştım. Beni bürosuna çıkarttı.
Orada ilişkiye girdikten sonra bana 30 milyon lira para verdi'' diye
konuştu. ....... İşçi Nejat Ö. ile evli olan anne Hamide Ö.'nün
şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında N.Ö.'nün verdiği
ifadelerden sonra polis, genç kızla ilişkiye giren sendikacı, öğretmen,
işadamı, emlakçı, muhasebeci, muhtar ve aracı kadınları yakalayarak
gözaltına aldı. Garip Öztürk ile İ.Y., T.K., M.A., B.K., G.T., H.K., M.T.,
O.T., R.Y., M.A. gözaltına alınırken; polis N.Ö.'yü evlenme vaadiyle
kandırıp birlikte olan Gökhan N. ile ilişki kurduğu B.A.'yı ise
arıyor. ( Milliyet :20 Eylül 2003 )
BİZLER
GAZETELERDEKİ BU TÜR İĞRENÇ OLAYLARA , HABER NİTELİKLİ YAZILAR
GÖZÜYLE BAKMAYIZ,BAKAMAYIZ !AKSİNE AYNI OLAYLAR BAŞKA GENÇ KIZLARIN-
SİSTEMİN KURBANLARININ - BAŞINI GELMESİN DİYE HAREMLİK-SELAMLIK'I
TAVSİYE ETMEKTE, SAVUNMAKTAYIZ!!!
AYRICA YUKARIDAKİ MAĞDUR AİLE DE BİR GÜN BAŞLARINA BÖYLE BİR
ŞEY GELECEK DİYE BEKLEMİYORLARDI. AYNI OLAYIN BAŞINA GELMESİNİ İSTEMEYEN
|